Hülya ASLAN : “Güzel giyinmenin bir okulu yok”

Tesettür Giyim Stili ve Markalaşma

‘’GÜZEL GİYİNMENİN BİR OKULU YOK, ZEVKLER ÖNEMLİ BİR ETKEN’’  / HÜLYA ASLAN

Sosyal medya ile ilk olarak nasıl tanıştınız? İlk hangi mecrada dijital kimlik oluşturmuştunuz?
İlk olarak Facebook ile başladı sosyal medya ile tanışmam, o dönem Twitter’da da oldukça zaman geçiriyordum, instagramı aktif olarak kullanmam ise 2012’nin sonları falan.

Tesettür ve modanın ilk dergisi olan Ala dergisi size ne ifade ediyor?
Var olanı yüksek sesle söylemeyi cesaret eden bir mecraydı Ala dergi, tüm baskılara rağmen sesini dünyaya duyurmuş ve bir kesimin moda algısına yön vermiştir. Sektörde yer almamda geniş kitlelere ulaşırken daha sağlam adımlar atmamda çok etkiliydi, mesleğin alfabesini ilk öğrendiğim okuldu.

Piyasada iyi moda dergileri veya moda sayfaları ağırlıklı popüler dergiler vardı. Ancak İslami moda sayfasına kombin yapacak tecrübede stylingci yoktu. Neden bu dergilerin tecrübeli isimleri tesettür kombini yapamadı ve sizler devreye girdiniz?
Çünkü başörtülü kadının kırmızı çizgileri var ve o dergilerin stylinglerini yapan tecrübeli isimler bu çizgileri kavrayamadı. Bir süre sonra yarım bağlanan bir eşarp veya ojeli tırnak göze batacaktı. Veya kombinler bu çizgilere uygun bir sonuçta olmuyordu. Yayınlar da giyim markalarının tanıtımları da bu nedenle kırmızı çizgileri daha iyi anlayan isimleri tercih ettiler.

‘’STİLİ KIŞININ DURUŞU BELİRLER’’
Kendi tecrübe kazanışınızı nasıl anlatırsınız? Dergide ne öğrendiniz? İçinizde olan zevki mi kombinlere yansıttınız? Dergiden önce kendisi de şık giyinen olarak nitelenen bir kişi miydiniz? Bazen bilmek ve kendine uygulamak farklıdır…
Dergide çok şey öğrendim, ama dergiden ayrıldığımda hala büyük eksiklerin olduğunu hissediyordum, kendime bir misyon belirledim. Amacım insanların stilini değiştirmek değil kendilerine stil oluşturmaları için doğru markaların sahaya çıkmasını sağlamaktı. Çünkü ben stil belirleyemem, kişinin duruşu, proporsiyonu, yaşam standartları, içinde bulunduğu ruh hali bile stilini belirleyen başlıca özelliklerdir. Sezonun trendlerini, renklerini ve özel detaylarını vurgulayabilir ve bu detayları günlük hayata uyarlamaları için tüyolar verebilirdim. Bu esnada sahaya çıkan markalardan tamamen kendi zevkime uygun olan parçaları seçip kombinledim ve bu kombinlerimi sosyal medya aracılığıyla takipçilerimle paylaştım. Bu işi yapmadan önce de yakın çevrem giyim tarzımı beğenirdi. Sanırım zevklerimiz stilimizi oluşturmakta önemli bir etken ve güzel giyinmenin bir okulu yok.

Üreticiler modellerini sizin taşıyabileceğiniz şekilde üretmeyi bile düşündü bir ara. Kıyafetlerin tanıtım yüzü olma serüveniniz nasıl başladı?
Kendi kişisel kombinlerimi instagram aracılığıyla paylaşıyordum, giydiğim hemen hemen her ürün takip edenler tarafından büyük ilgi görmeye başladı. Her şey o kadar hızlı gelişti ki ben bile bu hıza şaşıp kalmıştım. Markalar ürün göndermeyi talep ediyor ve instagramda paylaşmamı istiyorlardı. Ben profesyonel destek de alarak olan biteni fırsata çevirdim. Bir iş kolu oluşturmuş oldum. Markalarla sezonluk çalışmalar yapmaya başladım. Profesyonel çekimler, yurtdışı projeleri ve kampanyalarla kimsenin denemediği projeler üretmiştim. Farklı çalışmalar sektörde çok kısa zamanda ses getirmemi sağlamıştı. Hala da firmalarla başarılı çalışmalar yapıyoruz.

SOSYAL MEDYADA BAZI VERİLER BALON
Sizin yaptığınız işi yapmaya heves edenler çıktı peşinizden. Ve yaptılar da… Ama çığırı siz açtınız.
Aslında aynı şeyi yapan çıkmadı. Çoğunlukla karıştırıldı. Firmalara yön verip onları markalaştırmak başka, sadece ürünleri giyip mankenlik yapmak başkadır. Bu konu da çok mütevazi olamayacağım. 6 yılı aşkın iki dergide moda editörlüğü, kampanya çekimleri, katalog çekimleri yaptım ve birçok markaya danışmanlık verdim. Ben yaptığım işi sosyal medyaya göre değerlendirmiyorum. Takipçiler, likelar, popülerite bunlar bazen balon veriler. Ortaya nitelikli iş çıkarmak önemlidir ve çok şükür bu zamana kadar birçok başarıya imza atmayı nasip etti Allah. Bu bayrağı aldım ve bayrağı hak eden ellere teslim etmek isterim.

Türkiye’de tesettür giyim pazarında kalite sorunu ucuz kumaş ve ucuza mal etme anlayışından kaynaklanıyor desem, katılır mısınız? Katılırsanız bundan sıyrılan çok sayıda marka oluştu mu?
Üzülerek söylüyorum ki çok fazla olmadı. Ticari kaygılar, piyasa koşulları ve rekabet ortamı firmaların daha uyguna ürün üretme duygusunu tetiklerken, kalitesi düşen kumaşların koleksiyonlarda kol gezinmesine neden oldu. Uygun fiyata ürün üreten ve satan bazı firmalar, trendi yakalar ve doğru stratejiler belirlerse kalıcı olabilir ama maalesef diğerlerinin ömrü çok kısa. Çünkü hatalı kumaş, kaygılarla planlanmış koleksiyonlar kişiliğini yitirir ve firmanın markalaşmasını engeller. Tasarım ve özel kumaş ise mutlaka eğitilmiş gözler ve zevklere buluşarak, zaman içerisinde hak ettiği karşılığı bulur.

Dünyanın önde giden modacılarını takip edebiliyor mu tesettür moda sektörü?

Gitgide artıyor, bahsettiğim kaygılardan sıyrılan, dünyayı gezen, pantoneleri önemseyen ve dünyaca ünlü tasarımcılardan ilham alan sevdiğim markalar var, ama hala yeterli oranda değil. Dünyayı takip etmenin yanı sıra doğru stratejiler belirlenirse globalleşen bir markamız olabilir.

Özgün mü, iyinin ilhamı ile kaliteli bir taklit mi önde dersiniz? Yoksa ikisi de zor bulunur durumda mı piyasada?
Kimse risk almak istemiyor, taklitler oldukça fazla. Hep söylerim ilham alacaksanız da dünyada trendi belirleyen beş büyükler var onlardan ilham alın, en azından günceli takip etmiş olursunuz. Bir markanın özgün olarak tasarladığı parçaları bazen aynı hafta içerisinde başka firmada görmeniz mümkün. İşte bu yüzden onlara sadece firma diyebiliyorum, marka olmaları imkansız.

ÖNGÖRÜLER, MARKALARIN SEZON KADERİNİ BELİRLİYOR…
Siz üretim ve model noktasına geçiş yaparak kendi markanızı üretmeye nasıl karar verdiniz?
İşi daha iyi anlamak için mutfağına inmeniz lazım. Kumaşın kokusunu almanız dokunmanız lazım. Öngörüleriniz markanın sezondaki kaderini belirliyor, talepleri iyi algılamış ve bunu koleksiyona yansıtıyor olmak gerçekten haz aldığınız nokta. Daha önce üretim ve tasarım aşamasında eşlik ettiğim firmalar vardı. Kendi markam QOOQSTORE bu anlamda beni en çok besleyen marka oldu. Bir markayı benimseme isteğim beni bu yola itti.

Kendi markanız nasıl oluştu ve orada dizayn aşaması ile parekendeye taşınması nasıl ilerliyor? Kaç noktada sizin markanız var Türkiye genelinde?
Yıllarca markalara danışmanlık verince bir süre sonra doyum problemi yaşadığımı hissettim. Zaten uzun süredir danışmanlığını yaptığım bir markaya, Qooqstore’a ortak olma kararı aldım. Markanın tarzı ve hedeflediği yol haritası bana oldukça uyuyordu. Bebekliğini bildiğim için adapte olmak çok zor olmadı. Baştan beri toptan satış firmasıydı daha sonra talepler üzerine onlineda da aktif rol aldı ve perakende müşterisine birebir ulaştı. Türkiye’de 80 i aşkın noktada satışı varken, Avrupa ve Ortadoğu’da da birçok partneri var.

İYİ KUMAŞLARIN FİYATLARI DÖVİZE ENDEKSLİ
Kendi markanızda maliyet ve satış gibi hesaplar devreye girdiğinde yani tüm unsurları planlama işin içine girince yaratıcılık sınırlanıyor mu? Satış odaklı bakmayı öğrendiniz mi? Yani hem kaliteli ve zevkli hem de alım gücüne uygun olmak mümkün mü?
İşte bu yüzden bir ortağım var, o işin maliyet, genel yönetim kısmıyla ilgileniyor. Tasarımcılarımız var ve biz genelde sezon başında onlara gerekli olan brifleri verip hayal dünyalarından çıkan ürünlerin takibini yapıyoruz. Şu bir gerçek ki; çok uyguna ürün üretip çok uygun fiyatlara satmak mümkün değil. İyi kumaşçılar dolara endeksli fiyatlarıyla dudak uçuklatırken, üretici daha kaliteli dikiş için ekstra pahalar biçiyor, tasarım, genel gider maliyetleri hesaplanıp eklenince yüksek fiyatlar kaçınılmaz oluyor. Ama marka insaflı davranıp kar oranını düşük tutarsa fiyatlar daha makul olabiliyor ki biz bunu yapıyoruz.

 

Bu arada Habb ile yeni bir konsept ve soluk getiren bir başka işe imza atıldı. Multibrand bir mağaza. Buraya çoğu ile önceden çalıştığınız firmaları mı taşıdınız? Burası için özel üretim yapan tesettür dışı markalarda var gördüğüm kadarıyla?
Evet Habb bir buluşma alanı, ben moda sektöründe çok ciddi bir misyon üstlendiğimizi hissediyorum. Bir nevi köprü görevindeyiz. Moda evrenseldir, onu açık kapalı olarak kategorize etmek çok anlamsız. Trendi, tarzımıza doğru enjekte etmek asıl konu. Bizi Avrupa’da ve Amerika’da temsil eden çok başarılı Türk tasarımcılar var. Bu yapının içerinde onların olmasını çok istedim. Sağ olsunlar kırmadılar beni, hem onların koleksiyonlarından özel parçalar seçtik, hem de mağazanın ruhuna uygun tasarımlar yaptırdık. Hepsi işinde oldukça başarılı marka ve tasarımcılar.

Günlük hayatınızda sosyal iletişiminiz sosyal medyaya da yansıyor. Görülen her çevreden dostlarınız ve iş arkadaşlarınız var. Hülya Aslan, bu iletişimi gayet başarılı yürütüyor…

“Şu bir gerçek ki; çok uyguna ürün üretip çok uygun fiyatlara satmak mümkün değil. İyi kumaşçılar dolara endeksli fiyatlarıyla dudak uçuklatırken, üretici daha kaliteli dikiş için ekstra pahalar biçiyor, tasarım, genel gider maliyetleri hesaplanıp eklenince yüksek fiyatlar kaçınılmaz oluyor. Ama marka insaflı davranıp kar oranını düşük tutarsa fiyatlar daha makul kalabilir. Ki biz bunu yapıyoruz.”

İşi ehline verme gayreti zaman içerisinde çok farklı çevrelerde de insanlar tanımamı sağladı. Onlarla sohbet ettiğim zaman aynı frekansta buluşmaktan aldığımız keyif ortaya güzel işler de çıkarmamızı sağladı. Ben renk seviyorum, aynılaşan şeyler bir süre sonra bana yerimde saydığım hissini veriyor, gencim ve tanıdıkça, öğrendikçe farklılaşıyor kendimi tamamlıyorum. Bu renklerden kendi başıma istifade etmek istemiyorum. Birgün çok farklı işler yapan bir arkadaşımı beni takip edenlere tanıtmayı, bir başka gün keşfettiğim bir güzellikle başka hayatlara renk katmayı mutluluk aracı olarak görüyorum.

 

Haab da Balat’ı seçti. Burası da İstanbul’da Bizans’tan Osmanlı’ya çok kültürün izlerinin taşındığı, ve dini açıdan farklı referanslar için önem arz eden özel bir bölge. Mağaza için burayı nasıl seçtiniz? 

 

Bu hayali ilk kurduğumda popüler olan mekan ve semtlerden uzak olacağını düşünmüştüm. Hayali gerçekleştirirken bu düşüncemi göz önünde bulundurdum. Bu tarz semtleri beğenmediğimden değil asla, sadece bir kültür oluşturacak yapının henüz el değmemiş bir yerde olması bana daha cazip geliyordu. Balat bu semtlerden biri, nazlı bir kız gibi, iyi bir gelecek onu bekliyor çok belli ama kendini gizliyor, doğru zamanı bekliyor. Birçok yatırımcı da bunun farkında, ben sonradan trendi takip eden olmaktansa oranın yerlisi olmayı tercih ettim ve Nisan ayında eşim ve ortağımla aldığımız karar ile buraya konuşlandık. Ama tabi ki böyle bir binanın olması büyük şanstı.

Siz sosyal medyada fenomenken Haab için kendinizi çok göstermediniz. Oysa diğer markalar hala sizin taşıdığınız ürünlerinin olduğu paylaşımlar yapıyor? Yavaş mı gidecek Haab ın sosyal medyası ve siz kıyafet giyerek görünecek misiniz?
Az öncede söylediğim gibi habb bir kültür oluşturuyor, yeme-içme ve giyim konseptinin bir arada kullanılması Türkiye’de çok yaygın değil, dünyada oldukça trend ve bunu bilen bilinçli bir kitle var. Zaman içerisinde keşfetsinler arayıp bulsunlar istiyorum. Dayatılmış zevklerin kalıcılık sağladığına inanmıyorum. Burası benim bebeğim, ilmek ilmek emek var ve bu emeği bir çırpıda büyütmek yerine doğru besleyerek zaman içerisinde iyi yerlere getirmek istiyorum tabi ki tevekkülAllah.

 Sizin ilerlemeniz birçok ‘’modacıya’’ ilham verdi. Siz modacı mısınız, tasarımcı mısınız? Kendinizi nasıl adlandırıyorsunuz?
Benim için modacı tabiri daha doğru, tasarıma yıllarını vermiş iyi okullarda okuyup eğitimini almış insanlar var, ben onların bu bilgi birikimini nasıl ete kemiğe büründüreceği ve ticaret noktasına taşıyabileceği noktasında destek veriyorum sadece. İyi tasarım yapmak illa iyi ticaret yapacağımız anlamına gelmiyor çünkü. Orada dengeler çok farklı, doğru yol haritası, doğru isim, doğru hedef kitle, kurumsal kimlik gibi…. Bu soruların yanıtlarını birlikte buluyoruz, doğru sorular sorulduğunda ortaya çok iyi işler çıkıyor. Bu zamana kadar bunu tecrübe edindik.

Sizinle Contemporary İstanbul’da tanıştık. Çalışmalarınızda ilham almak için sanat la nasıl bir ilişki geliştiriyorsunuz?
Bizim için marka çekimlerinde konsept belirlemek çok önemli ve zahmetli bir iş. Bu tarz sanat etkinlikleri bize ilham verebiliyor. Ama sanattan besleniyorum mottosunu söylemeyeceğim doğrusu, yine de moda ve sanatın yadsınamaz bir ilişkisi olduğunu bildiğim için güncel etkinlikleri takip etmeye ve onu yaptığım işe yansıtmaya gayret gösteriyorum.

Hayaliniz neydi ve gerçekleşti mi?
Hayaller bitmez, bir marka kurmak istedim nasip oldu sonra hızımı alamadım bir de şöyle bir dükkan açsam dedim hayalimden çok daha güzeli oldu. Binlerce şükür. Bu ara azıcık dinlenmek için hayal kurmaya ara veriyorum. Hayal kurmak başarmanın bir kısmı değil gayretiniz varsa yüzde yüzüdür. Tabi ki Allah nasip edecek.

 

Bu yazıyı paylaş

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir