Geçmişten Günümüze Toplu Taşımacılık Nasıl Gelişti?

Şehremini Vekili Bedri Bey’in konuşması: “Artık yokuşlarda değiştirilen atlar, nefir çalan vardacılar, sürücülerin kırbaç şakırtıları tarihe karışıyor. Bugünden itibaren asri, güzel tramvaylara kavuşuyoruz. Hayırlı ve uğurlu olsun.”

“Geçmişten günümüze toplu taşıma tarihimiz” dosyamızda dolmuşu icat eden “Aşcı Halit” için ayrı bir başlık açarak dönemin Türkiye’si ve dolmuşçuluğun gelişimini sizlere sunuyoruz. Osmanlı’dan bu yana toplu taşıma tarihimizi de kronolojik olarak listeledik. Dosya haberimize uzun toplu taşıma yolcuğunuzda keyifle okuyacağınızı düşündüğümüz Oral Sander’in “Anka’nın Yükselişi ve Düşüşü” kitabını da ekledik.

Şirket-i Hayriye Vapurları

Osmanlı’da toplu taşımacılığa yönelik ilk modern adım, deniz taşımacılığıyla atılır. Bu amaçla 1851 yılında Sultan Abdülmecit tarafından Şirket-i Hayriye kurulur. Şirket-i Hayriye’nin kurulmasındaki en büyük etken, adalar ve özellikle Boğaziçi’nde oturanların çokluğu ve onları İstanbul’a taşıyan vapur ile sefer sayılarının yetersizliğidir.

Resmi Gazete Yer Alan Haber

Osmanlı Devleti’nin resmi gazetesi Takvim-i Vekayi’de yer alan 1850 tarihli ve 436 numaralı Bakanlar Kurulu mazbatasında, “Şirket-i Hayriye”nin kurulması ve bu şirket için 7 vapur satın alınması talep edilir. Bu vapurlardan biri Üsküdar-Eminönü, diğeri İstanbul-Beykoz, ikisi Anadolu yakasında ve İstanbul’dan Sarıyer’e, üçü ise Rumeli yönüne çalışacaktır.

Halk ve Tüccara Büyük Kolaylık

Şehir hayatını kolaylaştıran toplu taşıma araçlarından olan tüneller, 19. Yüzyılın ikinci yarısından itibaren ve özellikle Osmanlı’nın son dönemlerinde toplumun yoğun ilgisini çekmiştir. Sultan Abdülaziz, tünel yapımına onay vermesinin nedenini “Halk ve tüccar için büyük kolaylıklar getirecek olmasıdır.” şeklinde ifade eder.

1869 tarihli fermanda gerekçe; “Galata’dan Beyoğlu’na tahte’l-arz (yeraltından) öyle bir inşası halkça ve ticaretçe teslihat-ı matlubeyi (arzu edilen kolaylıkları) vücuda getireceği cihetle…” diye belirtilmektedir.

Atlı ve Elektrikli Tramvay

31 Temmuz 1871 yılında Beşiktaş-Tophane arasında ilk atlı tramvay büyük bir törenle açıldı.  Atlı tramvayların ilk hizmete girdiği hatlar, “Azapkapı-Beşiktaş, Aksaray-Eminönü, Aksaray-Yenikule” arasındaydı.

Yayın Hayatını Etkiledi

Atlı tramvaylar, 1871 yılında yaygın ve uzun hatlarda çalışmaya başlamıştır. İstanbul’un insan dolaşımının en çok olduğu bu bölgelerinde başlayan atlı tramvayın yolcuğu 45 yıl sürdü. İstanbullular 45 yıl boyunca toplu taşıma ve seyahat kültürünü atlı tramvayla öğrendi; romanlara, gazete haberlerine, mizah dergilerine konu oldu. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde 1913 yılında İstanbullular elektrikli tramvayla tanıştılar. Atlı tramvaylar yerlerini, vatmanların idare ettiği elektrikli tramvaylara bıraktı.

Güzel Ahlak Sahibi Olmak

24 Mart 1914 tarihinde tramvayların “Umur-ı Zabıta Nizamnamesi” yayınlanır. Bu nizamnamede tramvaylarda görev alan vatman, kondüktörlerin görevleri şöyle sıralanır: “Osmanlı vatandaşı olması, sanatında uzman ve en az 20 yaşında bulunmak, güzel ahlak sahibi olmak…”

Sokakta Kaybolan Tramvay

Türkiye’de tramvayların İstanbul sokaklarından tamamen kalkması 1960 askeri darbesinden sonra olacaktır. Tramvay önce ilk hizmete başladığı Avrupa yakasının sokaklarından kayboldu. 12 Ağustos 1961 günü düzenlenen sembolik bir törenle de son yolculuğuna uğurlandı. Fakat 1990 yılında kırmızı tramvaylar sembolik olarak Taksim-Tünel’de tekrar hayat buldu.

İlk Yolcu 1871 Yılında Taşındı

İstanbul’da kitle taşımacılığındaki önemli aşamalardan biri de banliyö trenlerinin hizmete başlamasıdır. Tren hattında ilk yolcu taşıması da 1871’de gerçekleşir. Böylece Sirkeci-Küçükçekmece arasında sefere başlayan banliyö treni, çevre yerleşim yerlerini İstanbul’a bir adım daha yaklaştırdı.

Dolmuşu İcat Eden Adam; “Aşcı Halit”

1929 yılında dünya genelinde ekonomik kriz patlat verir ve krizin etkileri Türkiye’de de hissedilir. Dükkânlar bir bir kepenk kapatmaya başlar. Esnaflar ekonomi krizinin etkilerini aza indirmek için çalışır. Bu esnada Cağaloğlu’nda lokantası olan “Aşçı Halit” yabancı turistlere taksicilik yapıyordu.

Teklif Kabul Edilince

Daimi müşterisi olan Musevi bir işadamı işlerin yolunda gitmediğini ve artık taksiye binemeyeceğini söyleyince Aşçı Halit, aynı yöne giden dört müşteriye, saatin yazdığı ücreti paylaştırmayı teklif eder. Bu önerinin kabul edilmesiyle Taksim-Eminönü dolmuş seferleri de başlamış olur. Aşçı Halit dolmuşçuluktan iyi para kazanmaya başlayınca aynı metodu taksicilerde uygulamaya başladı.

Kitap: Karitatürlerle İstanbul’da Toplu Taşıma

Osmanlı’dan günümüze toplu ulaşım araçlarını konu alan kitap, ilk toplu taşıma aracı olan 1850 yılındaki Boğaz seferini yapan “Şirket-i Hayriye” vapurlarına da değinir. Kitapta ayrıca Osmanlı Devleti’nin son dönemi ile Cumhuriyetin ilk 30 yılında ağırlıklı, tramvay merkezli teknolojik gelişmeler de yer alır.

İstanbul’un Sosyokültürel Değişimi

Kitaba göre 1800’lü yıllardan itibaren fiziksel ve teknolojik açıdan değişim gösteren toplu taşıma araçlarının bu değişimi aynı zamanda İstanbul’un sosyokültürel değişim ve dönüşümünü de yansıtır. Çünkü değişen sadece araçlar değil, halkın yaşam biçimidir. Aynı zamanda toplu taşıma araçları İstanbul’un en işlevsel ve en çok hikâyeye sahip mecralarından biridir. Toplu taşıma araçlarını gösteren en önemli kaynak, hiç şüphesiz bugüne ulaşmayı başaran görsel ve yazılı materyallerdir. Bunların içinde en özgün yere sahip olan da karikatürlerdir.

“Osmanlı Devleti’ne ilk otomobil 1908 yılında II. Meşrutiyet’ten sonra girdi. Ancak bu tarihte İstanbul sokakları hem altyapı hem de genişlik bakımından otomobillere hizmet vermeye hazır değildi. Bu nedenle Şehremaneti, ilçe belediyelere bir tebliğ göndererek, “Otomobil ulaşımı için bir nizamname hazırlanmadıkça İstanbul sokaklarında otomobil işletilmesinin uygun görülmediği” bildirir. Ancak hususi otomobillerin şehir dışında işlemelerine bir mani yoktur. Bu gecikme karikatürde otomobil atlara çektirilerek ‘ti’ye’ alınır.”

Karikatür ve Yazılar Derleniyor

Osmanlı ve Cumhuriyet basınındaki toplu taşıma araçlarını konu alan karikatürleri derleyen kitap, şehir kültürü ve sosyal değişim tarihimize ilişkin önemli bilgiler verir. Onlarca dergi ve gazeteden yüzlerce karikatür ve ulaşım haberlerini inceleyen yazarlar, ulaşımla ilgili karikatürlerin daha faydalı ve etkin bir şekilde sunulması için kategorik bir çalışma yapmışlardır.

Toplu Taşıma Alanındaki Yenilikler

“19. Yüzyılın sonlarında ve 20. Yüzyılın başında tek kara toplu taşıma aracı olan tramvay, halkın talebini karşılamaktan uzaktı. Özellikle sabah ve akşam saatlerindeki aşırı insan yoğunluğu, Hacivat’ın ifade ettiği gibi tramvayları ‘tavuk kafesine’ çeviriyordu. Yüzyılın başında Karaköy Köprüsü’nün çıkış duraklarındaki yolcuları ve kalabalık tramvayları gösteren fotoğraflar da bu abartılı karikatürün taşıdığı espriyi doğruluyor.”

Tramvay ve Otobüslerin Gelişimi

Teknolojik gelişmeler ve yeniliklerle ilgili karikatürler daha çok tramvay ve otobüs üzerinde yoğunlaşmaktadır. Osmanlı Devleti’nin son dönemi ile Cumhuriyet’in ilk 30 yılında ağırlıkla tramvay merkezli teknolojik gelişmeler yer alır. Tramvayların giderek toplu ulaşımdan çekildiği 1950’li yıllardan itibaren daha seyrek, tamamen ulaşımdan kalktığı 1960 tarihinden itibaren daha çok olmak üzere, sadece otobüslerle ilgili gelişmeler, gazete ve dergilerde yer bulur. İstanbul’da 1869 yılında hizmete giren atlı tramvay, 1914 yılına kadar İstanbulluların hizmetinde olmuştur.

Bilgi Kutucuğu

  1. Yüzyıl İstanbul’da ulaşım atlı arabalar ve kayıklarla sağlanıyordu.

1850 yılında ise Eminönü-Üsküdar arasında günde dört sefer yapan vapurlar çalıştırılmaya başlandı.

1858’te Kabataş-Üsküdar arasında ilk arabalı vapur seferlerine başlandı.

20 Ağustos 1869 yılında Atlı tramvay için ferman verildi.

26 Kasım 1872 yılında tünel için Galata yönünden kazı yapılmaya başlandı.

31 Ocak 1875 yılında açılan Tünel’de 14 gün içerisinde 75 bin yolcu seyahat etti.

25 Ocak 1914’te Galata Köprüsü üzerinde ilk elektrikli tramvay çalıştı. Günün hasılatı Osmanlı Donanma Cemiyeti’ne bağışlandı. Şehremini Vekili Bedri Bey’in konuşması: “Artık yokuşlarda değiştirilen atlar, nefir çalan vardacılar, sürücülerin kırbaç şakırtıları tarihe karışıyor. Bugünden itibaren asri, güzel tramvaylara kavuşuyoruz. Hayırlı ve uğurlu olsun.”

1951 yılında 22 kilometrelik İstanbul çevreyolunun (E5) yapımına başlandı.

Aralık 1954’te İstanbul Belediyesi, dolmuşçuluğu resmen tanıyarak ilk tarifeyi kabul etti.

08 Haziran 1987 yılında Bostancı-Kabataş arasında ilk deniz otobüsü seferleri başladı.

09 Mayıs 2004’te Marmaray projesinin temel atma töreni Üsküdar’da yapıldı.

27 Şubat 2011 yılında İETT Ulaşım Kütüphanesi’nde bir grup okur tarafından “Okuma günü” düzenlendi.

Mart 2012 yılında Metrobüs hattında ağaçlandırma projesi başlatılarak duraklar daha yeşil hale getirildi.

20 Mart 2013’te İETT filosuna katılan modern otobüslerden 50 adedi Anadolu Yakasında sefere başladı.

Ocak 2014’te İETT, Marmaray ile entegrasyonu güçlendirmek amacıyla 5 yeni hat açtı.

Ağustos 2015’te İETT, Türkiye’nin ilk güneş panelli şehir içi toplu taşıma aracını sefere verdi.

Mayıs 2016’da  İETT, güvenli ulaşım için toplu ulaşım araçlarının elektronik ortamda takibi ve yönetilmesi amacıyla İkitelli Garajında “Otobüs Filo Yönetim Merkezi” kurdu.

15 Aralık 2017 yılında İlk sürücüsüz metro hattı “Üsküdar-Ümraniye”açıldı.

KO/Tanıtım

Başlık: Osmanlı’nın Diplomasi Tarihi

Kitap Tanıtımı: Anka’nın Yükselişi ve Düşüşü-Oral Sander

Spot: Selçukluların kazandığı Malazgirt zaferi, dönemin en önemli savaşlarından biridir. Çünkü bu zaferle Anadolu yarımadası yerleşim için Türklere açılmış ve bölgenin Türkleşmesi ve Müslümanlaştırılması başlamıştır.

Giriş:  Osmanlı İmparatorluğu, en kötü dönemlerinde bile dünya siyasetini etkileyecek kadar büyük bir güç olmayı başararak, dünyanın en uzun süre yaşamış üç büyük imparatorluğundan birisidir.

Anka’nın Hikâyesi

Yazarın kitabın ismini “Anka’nın yükselişi ve Düşüşü” koymasının nedeni ise Grek ve Mısır mitolojisinde Phoneix kuşu ile Osmanlı İmparatorluğu arasında kurduğu benzerlikten kaynaklıdır. Phoneix’in Türkçe karşılığı “Anka Kuşu”dur. Osmanlı İmparatorluğu da Anka Kuşu gibi, Birinci Dünya Savaşı’na girmek suretiyle intihar etmiş ve yine onun gibi küllerinden tekrar doğmuştur. Doğan bu yeni devletin ismi ise “Türkiye Cumhuriyeti” olmuştur.

Dost ve Düşman Arasındaki Fark

“Süleyman döneminde gelişen Osmanlı diplomasisinin, yine de Avrupa’da gelişen diplomatik kurallara uymayan yönleri vardı. Örneğin, Osmanlılar yabancı elçilerin kabulünde, ‘dost’ ile ‘düşman’ bildiklerinin arasında büyük bir fark koymaktaydılar. Bu fark aşırılıklara kadar gidebilmekteydi. İran elçisi armağanlar ve barış isteğiyle huzura geldiğinde kendisine akıl almaz itibar gösterilirken, Avusturya elçisi kötü davranış konu olabilmekteydi. Busbeck, Macaristan’a yapılan Osmanlı seferlerinin sınırlandırılması istediğiyle sultanın huzuruna geldiğinde, hiç de iyi kabul görmemiş ve derhal oradan uzaklaştırılmıştır.”

Diplomasinin Önemi

Osmanlı diplomasisi tarih boyunca büyük bir mesafe kaydetmiş ve imparatorluğun ömrünü en az iki yüzyıl daha uzatmıştı. Ancak bu politika bir süre sonra aleyhine sorunlar doğurmuş, 18. Yüzyıldan itibaren Avrupa ile ikili ilişkiler kurmaya başlayan Osmanlı İmparatorluğu artık Avrupa’ya karşı “Savaş” silahı yerine “Diplomasi” silahını kullanmaktaydı.

Bu yazıyı paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir