Kayıp 11 Günü Yazarlara İlham Olur

“Keşke hayatta her şey siyah ya da beyaz kadar keskin ve açık olarak belirlenebilse…”

Dünyada polisiye roman denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Agatha Christe, 15 Eylül 1890’da İngiltere’nin Güney Batısında Torquay’da orta halli bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Küçüklüğünde hayvanlarla oynayıp, kitap okuyan ve hikâyeler yazmaya çalışan Agatha, müziğe de çok ilgiliydi.

Hayalini Kurduğu Yolculuk

Fransa’ya giderek piyano ve şan dersleri aldı. Fakat müzisyen olmak istemediğini anlayınca evine geri döndü. Yazılar ve öyküler yazmaya başladı. Uzun zamandır planladığı Doğu Ekspresi turuna çıkan Agatha, seyahatte gördüklerini İstanbul’da kaldığı Pera Palas otelinde “Doğu Ekspresinde Cinayet” kitabında yazdı. 12 Ocak 1976 yılında ise hayata veda etti.

Başlıca Eserleri: Ölüm Sessiz Geldi, Kahverengi Elbiseli Adam, Köşkteki Cinayet, Gece Gelen Ölüm, Ölüm Oyunu, Cinayet İlanı, Üç Yanlış Üç Ceset, Üçüncü Kız, Ölüm Meleği, Ölüm Çığlığı, Ölüm Diken Üstünde, Cinayetler Oteli, Briç Masasında Cinayet, Uyuyan Ölüm, Poirot’nun İlk Davaları, Neden Evans’a Sormadılar, Cesetler Merdiveni 8, Son Evdeki Tehlike, Sensiz Bir İlkbahar, Sonunda Ölüm Geldi, Şampanyadaki Zehir, Ölüm Adası, Miss Marple’ın Son Maceraları, Yedilerin Gizemi, Sessiz Tanık, Büyük Dörtler, Porsuk Ağacı Cinayeti, Dersimiz Cinayet, Pembe Evdeki Ölü, Cinayet Randevusu, Doğu Ekspresinde Cinayet…

Kitap: Ölüm Sessiz Geldi- Agatha Christie

Agatha Christie’nin “Ölüm Sessiz Geldi” romanı yayımlanmadan önce 6 farklı yayıncı tarafından geri çevrilmiştir. Kitap, ünlü dedektif karakteri Hercule Poirot’un hayat bulduğu ilk roman olduğu içinde önem taşır.

Sır Perdesi Aralanır

Styles Köşkü’nün yaşlı hanımı bir gece rahatsızlanarak aniden hayatını kaybeder. Herkes ölümünün sebebini zehirlenme olarak düşünür. Gerçek aslında bu değildir. Dedektif Poirot, eski bir tanıdığı olan Hastings tarafından davaya dâhil edilir ve oradan oraya koşuşturma başlar.

Kitap: Örümcek Ağı- Agatha Christie

“Örümcek Ağı” kitabı 1954 yılında ilk önce tiyatro oyunu olarak yayımlandı. Bir diplomatın karısı olan Clarissa, bir gün bulunmaması gereken bir yerde cesetle karşılaşır. Clarissa ise kendisine hep “Bir sabah merdivenlerden indiğimde kütüphanede bir cesetle karşılaşsam ne yaparım?” diye sorardı ve bir gün korktuğu olay başına gelir. Kentteki evinin salonunun tam ortasında bir ceset buluverir. Diplomat olan kocası o gün eve önemli bir yabancı politikacıyı getirmeden, cesedi ortadan kaldırmanın yolunu arar.

Arkadaşının Bağlanmasını Bekliyordu

“Henry ve Clarisa Hailsham-Brown dağlık kent bölgesinde on sekizinci yüzyıl stili zarif bir taşra evinde yaşıyorlardı. O yağışlı Mart öğlenden sonrasında engebeli arazi sanki o tepeler hiç yokmuşçasına düz ve cazip bir görünüm sergiliyordu. Evin zevkle döşenmiş zemin kattaki oturma odasının Fransız tipi pencereleri doğrudan bahçeye açılıyordu. Odada iki adam konsollu bir masanın hemen yanında duruyorlardı.

Suç Ortaklarını İkna Etti

Ellili yaşların başında nazik, görgülü ve kültürlü bir insan olduğu anlaşılan Sir Rowland Delahaye rahat bir berjer koltuğunun kolçağına oturmuş, arkadaşının gözlerini bağlamasını bekliyordu. Arkadaşı atmış yaşlarında kolay sinirlenen bir tip olduğu anlaşılan Hugo Birch’tü. O sırada dostunun gözlerini bağlamayı tamamlayan Sir Rowland, “İşte tamam Hugo başlayabiliriz.” dedi ve Hugo’yu kendi oturduğu koltuğa götürüp, oturması için döndürürken, “Belki de seni önce körebe oyunundaki gibi üç kez döndürmem gerekirdi.” diye mırıldandı.

Ölüm Sebebi Araştırılacakken

Diplomatın eşi Clarissa, evde olan üç misafirini ona destek ve suç ortağı olmaları için ikna eder. Cesedi ortadan kaldırmak için çalışır. Fakat öldürülen adamı evde bulunanlardan birisi tanıyor gibidir. Ölüm nedenini ve katilin kim olduğunu araştıracakları sırada bir polis müfettişi kapıda belirir. Gizemli ölümün peşine düşer.

Kitap: Doğu Ekspresinde Cinayet- Agatha Christie

Polisiye romanlarının önemli kalemlerinden biri olan Agatha Christie, “Doğu Ekspresinde Cinayet” kitabını Türkiye’de kaleme almıştır. Yazar 1933 yılında Türkiye’yi ziyaret etmiş ve burada gördüklerinden İstanbul’daki Pera Palas Otel’de İstanbul’dan, Londra’ya kadar giden Doğu Ekspresi’nde yazmıştır.

Dedektif Teklifi Ret Eder

Poirot’un trende olduğunu gören zengin Bay Rachett ona iş teklifinde bulunur. Son zamanlarda oldukça fazla ölüm tehditleri almaktadır ve Poirot’dan onu koruması ve mektupların kaynağını bulmasını ister. Fakat Poirot bu tarz davaları kabul etmeyerek adamın teklifini ret eder.

Kitap, Londra’ya gitmekte olan bir trende ceset bulunmasını konu alır. Trende yolcular arasında ünlü dedektif Hercule Poirot’ta bulunmaktadır. Hava şartları yüzünden yolculuğa devam edemeyen trende herkes şüpheli konumdadır.

Vagondaki İnsanlar Sessizleşti

“Hercule Poirot ertesi gün öğlen yemeği için vagon restorana gitmekte biraz geç kaldı. Sabah erken kalkmış, neredeyse tek başına kahvaltı etmişti. Sonra da Londra’ya dönmesine neden olan olayla ilgili notları gözden geçirmişti. Bu arada kompartıman arkadaşını da çok az görmüştü. Vagon restorana girdiğinde Mösyö Bouc oradaki masalardan birinde oturuyordu. Bouc, Belçikalı dostuna eliyle selam verdikten sonra onu karşısındaki boş yere oturmaya davet etti.

Yemek Öncesi Garsona Fısıldadı

Poirot, Buc ve doktorla aynı masada oturuyordu. Vagon restorana toplanan yolcular çok keyifsizdiler. Çok az konuşuyorlardı. Geveze Bayan Hubbard bile doğal sayılmayacak kadar sessizdi. Otururken mırıldandı: ‘İçimden hiçbir şey yemek gelmiyor.’ Yemek servisi başlamadan önce Poirot, şef garsonu kolundan yakalayarak ona bir şeyler fısıldadı.”

Yolcuların Farklı Hikâyeleri

Dedektif Poirot, trendeki bütün yolcuların hayat hikâyeleri hakkında çarpıcı bilgilere ulaşır. Bütün yolcuların hayat hikâyelerinde ortak bir nokta bulur ve zamanla yeni ipuçları aramaya başlar.

“Yolcular hep birlikte vagon restorana girdiler ve masaların etrafındaki yerlerini aldılar. Hemen hepsinin yüzünde aynı ifade vardı; endişeyle karışık bir merak. İsveçli kadın hâlâ ağlıyor ve Bayan Hubbard da onu yatıştırmaya çalışıyordu. Poirot konuşmaya başlamadan önce hafifçe öksürerek boğazını temizledi. ‘Bayanlar, baylar, hepimiz biraz İngilizce bildiğimiz için sanırım bu dilde konuşmayı yeğleyeceğim. Burada Samuel Edwards Ratcett’şın, diğer adıyla Casetti’nin ölümünü incelemek için toplanmış bulunuyoruz. Bu cinayetin iki çözümü var.”

Katil Bütün Yolcular

Trendeki bütün delileri inceleyen Poirot, katilin bütün yolcular olduğunu söyler. Çünkü öldürülen trende 12 kişi vardır ve öldürülen kişi de 12 bıçak darbesi almıştır. Yolcular, cinayetin işlediği gece bilerek gürültü yapmışlar ve üzerlerindeki şüpheyi kaldırmayı istemişlerdir.

Kitap: Esrarengiz Sanık- Agatha Christie

Genç, iyi kalpli ve nazik bir kız olan Elinor Katharine Carlisle, Hunterbury Köşkü’nün bekçisinin kızı Mary Gerrard’i öldürmekle suçlanıyordu. Mary, Bayan Welman sayesinde iyi bir eğitim almıştı. Elinor’un nişanlısı Roddy Welman, sıkıntıya gelemeyen birisiydi ve nişanlısının sorunlarından çok sıkılmıştı.

Bütün Deliler Onu Gösteriyor

“Sevgili Hopkins… Sana daha önce yazacaktım ama fırsatım olmadı. Burası çok güzel bir ev ve sanırım buradaki tablolar çok ünlü. Ancak buranın Hunterbury kadar rahat olmadığını söylersem, sanırım ne demek istediğimi anlarsın. Burada, bu ıssız yörede hizmetçi bulmak çok güç, çalışan kızların çoğu toy ve bazıları hiç de yardıma hazır, iyi niyetli tipler değil. Gerçi ben asla sorun yaratan bir tip olmaktan hoşlanmam, öyle biri de değilim. Ama bir evde hiç değilse yukarı tepside gönderilen yemekler sıcak olmalı, su kaynatmak sorun olmamalı ve çay da kanar suyla yapılmalı. Ne yazık ki burada öyle değil.”

Dava Sürecini Etkileyen Adam

Roddy Welman öldürülen Mary Gerrad’a âşık olur. Nişanlısı Elinor’dan ayrılmak için uğraşır. Ama büyük bir mirasın varisi olan Carlisle’nin elinde ölümcül bir zehir vardır.  Bir gün Mary köşkte ölü bulunulur. Doktor Peter Lord, Elinor’un ceza almasını istemiyordur, çünkü ona ilk görüşte âşık olmuştur. Yargı sürecinde olan cinayet dosyasında Sör Edwin Bulmer, yorumlarıyla jürileri etkiler.

Agatha Christie’nin Yaşamına Dair Bilinmeyenler:

Okumayı 5 yaşında kendi başına öğrendi.

Eczacılık sınavını geçen Christie, I. Dünya Savaşı’nın ardından hastaneye bağlı bir revirde çalıştı.

Yazarlığa şiirle başladı. İlk yayımlanan metni bir şiirdi ve o zaman yalnızca 11 yaşındaydı.

Polisiye yazmaya, ablasıyla girdiği bir iddiayı kazanmak için başladı.

Romanlarında yazdığı gizemli olayı kendisi de yaşadı. Bir kış akşamı,  Agatha Christie ortadan kayboldu. Terk edilmiş arabası aile evinden kilometrelerce uzakta bulundu. Tüm ülkeye yayılan bir arama seferberliği sonucunda, Christie’nin sahte bir isimle otelde kaldığı öğrenildi. Hafıza kaybı yaşayan Christie kim olduğunu bilmiyordu ve kocası onu almaya geldiğinde onu tanıyamadı. Bu kayboluş hikâyesi birçok yazara ilham kaynağı olmuştur.

En büyük hayali Doğu Ekspresine binmekti.

Öykülerini Graham Bell’in icat ettiği “Dictaphone” isimli küçük kayıt cihazına kaydeder, bir başkası da onları kâğıda dökerdi.

Yılda iki ya da üç kitap yazardı. Okurlarına 66 polisiye roman ve 14 öykü bıraktı.

Tüm zamanların en çok satan yazarlarından birisidir.

Agatha Christie Britanya’da sörf yapmayı öğrenen ilk kişilerden biriydi.

Yazar disleksi hastası olmasına rağmen okumayı çok severdi. Disleksi hastası olan diğer sanatçılar: Leonardo da Vinci, Einstein…

Bu yazıyı paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir