Betül Mardin; “Çalış, Çalış ve Çalış…”

“Ben ‘Sen yapamazsın!’ cümlesinden hep ders almışımdır ve bu cümle beni tam tersine hırslandırmıştır, benim benzinim budur. 90 yaşındayım hala çoğu konulara ve hayata ilgiliyim. Böyle olunca insan nasıl enerjik olmaz ki?”

Türkiye’de Halkla ilişkiler sisteminin kurucusu ve iletişim duayeni Betül Mardin ile halkla ilişkiler mesleğini ve günümüz insanların iletişim süreçlerini konuştuk. Mardin, “Çocuklarım, kendinize güvenin; gündemin farkında olun; hem ülkemizin hem de uluslararası gündemin… Sanatı muhakkak takip edin, sporu hayatınızdan eksik etmeyin, her zaman gülün ve pozitif olun-düşünün… Her şey ilgi duymak ile başlar. Hepinize gönülden başarılar diliyorum, yollarınız açık olsun evlatlarım…” diyor.

Farklı Diller Arasında Büyüdüm

Türkiye’de Halkla ilişkilerin kurucu ismisiniz, başarı yolcuğunuzu konuşmak isteriz, bizimle neler paylaşabilirsiniz?

4 yaşıma kadar konuşamamışım. Yani de, de, de, b, aba, ba, gibi seslerle kendimi ifade etmeye çalışmışım. Bunun sebebi ailemde çok çeşitli dillerin konuşulmasıymış. Önce Fransızca sonra Türkçe arada bir kaç kelime Arapça konuşarak kararlı adımlarla ilerlemeye devam etmişim. Gel gelelim neden böyle olduğuna; babam önce Arap sonra Mısırlı bir Fransız anneden dolayı hafif Avrupalı. Mardinizâde olan büyükbabadan dolayı ise Türk. Dolayısıyla evde birçok dil kullanılıyordu. Annem İsviçreli dadı ile Almanca, babam Fransızca ama kendi annesiyle de Arapça konuşuyordu. Annem ailedeki diğer bireyler ile de Almanca konuşuyordu. Dolayısıyla ben de dil seçememişim: oui mi? Yes mi? Ja mı? Ayva mı? Hangisi? Nihayetinde evet diyeceğim… Ya hayır diyeceksem? No- la-nein-muşmümkün yani “Mümkün değil.”

Yabancı Dilimi Geliştirdim

Sonrasında koleji bitirdim ve üniversiteye gitmek istedim lakin babam: “Erkek bacağı senin bacağının yanında olamaz, la mümkün!” dedi. Bu söz üzerine başlayamayan üniversite hayatım sona ermiş oldu. O zaman çıldırdım… Babam bana üniversiteye gitme dediği için İngilizcemi ilerletmeye karar verdim. İngilizceden Türkçeye oyunlar tercüme ettim. O sıralarda Türkiye’ye Amerikalı iş adamları çok sık gelmeye başlamıştı, onlarla konuşmalar yapardım.

Kendime Güvenim Geldi

Evvela bir akrabamın ricası üzerine bir gazetede magazine dönük tercümeler yaparak işe başladım. Birkaç ay sonra magazin sayfasının sahibi oldum… Daha sonra başka gazeteler ile de magazin sayfalarında çalışırken kendimi İstanbul Radyosu’nda buldum. Çeviriler, konuşmalar derken bir baktım ki televizyon gelmiş… TRT beni Londra’ya BBC’de eğitime gönderdi. İşte orada kendime güvenim geldi ve güzel şeyler başarabildiğimi fark ettim. BBC eğitiminden sonra Ankara’ya döndüm ve TRT’de ders verdim. Bu yaptıklarımdan sonra belli bir düzeye ulaşmış oldum.

Halkla İlişkiyle Yeniden Doğdum

Ardından önemli bir bankada çalışan arkadaşım “Yeni bir meslek var, ilgimizi çekiyor şuna bir baksana” dedi. Ve kendimi Halkla İlişkilerin içinde buldum… Yani yeniden doğdum…

Bilgi Kaynaklarını Didiklemek

Halkla ilişkiler duayeni olarak iyi bir iletişimin olmazsa olmazları nelerdir?

Bana göre; öncelikle genel kültür bilgisi olacak, insanları tanıyacak, gündemi takip edecek, çoooook çalışacak, çok ilgili olacak, bilgi kaynaklarını didikleyecek, her şeyi takip edecek, kendini sürekli yenileyecek ve geliştirmeye devam edecek… “Yaa bilmiyordum” asla demeyecek! Tabi, bir mesleği bir gelişimi anlatacaksınız, tanıtacaksınız. Onun hakkındaki her şeyi bilmeniz lazım. Değil mi?

Röportajın devamı Kitabın Ortası Dergisi’nin Ekim sayısında okuyabilirsiniz…

Bu yazıyı paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir