“Mesleğimin Büyük Sevdalısıyım”

Türkiye’de opera sanatı denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Hakan Aysev ile müzik kariyerini ve gelecekteki projelerini konuştuk. Aysev, “Sanatçı birçok şeyi becerebilen insanlara denir. Ben sanatçıyım demek için bir şeyleri üretiyor olmanız lazım. Bana göre sanatçı; yaptığı işi çok iyi öğrenmiş ve yeteneğini öğrendiği işiyle harmanlayan duruşuyla ve emeğiyle bunu kitlelere doğru yayabilen insandır.” diyor.

Müziğe nasıl başladınız ve neden opera?

Müziğe başlamamın enteresan bir hikâyesi var. Ben orta bir ve ikide müzikten kalan bir öğrenciydim. Hayalim NBA’de basketbol oynamaktı. Rahmetli annem, 15 yaşındayken konservatuar sınavlarına girmemi istedi. Annemi kırmamak için hiç inanmayarak konservatuar sınavına girdim ve kazandım. O dönemlerde konservatuara girmek çok zordu, 350 kişi içerisinden sadece 9 kişiyi aldılar, bu kişilerinin arasında ben de vardım. Müzik ve sanat öyle bir şey ki bütün vücudunu ele geçiyor ve sevdalanıyorsun. Mesleğimin büyük sevdalısıydım ve okulun en iyisi oldum. Bursla Viyana’ya gittim, Viyana operasına giren ilk Türk oldum. Akademide master yaptım.

Benim için Büyük Bir Şanstı

Peki, Luciano Pavarotti ile tanışma süreciniz nasıl oldu?

21 yaşında Viyana Müzik Akademisinde master yapıyordum. Finlandiyalı şan hocamın eski öğrencisi Luciano Pavarotti’nin asistanı olmuştu. Hocam Pavarotti’nin seni kesinlikle dinlemesi gerekiyor ve tanışmanız lazım demişti. 87-88 yıllarında Türkiye’de hayran olduğunuz bir sanatçının plağını bulmak çok zordu, yurtdışından birini tanıyacaksınız ona ısmarlayacaksınız, bunun içinde bir-iki ay bekleyeceksiniz… Plağını bile bulamadığınız bir adamla karşılaşma imkânı heyecan vericiydi.

 

Dergiyi www.ktpkitabevi.com üzerinden temin edebilirsiniz

Bu yazıyı paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir