“Müzik Evrenseldir, Sınır Tanımaz”

Osmanlı saray müziği konusunda önemli çalışmalar yapan akademisyen ve müzisyen Emre Aracı ile Osmanlı dönemindeki opera sanatını ve Doğu-Batı müzik kulağını konuştuk. Aracı, “Tiyatro ona adını veren Halepli Arap, Sultan Abdülmecid ve Sultan Abdülaziz’den aldığı maddi destek sayesinde zor ekonomik şartlara rağmen Beyoğlu’nda ayakta kalmayı ve İstanbul’da 1840’lı yıllardan itibaren düzenli olarak opera ve bale sezonlarını sürdürmeyi başarmıştı.” diyor.

Osmanlı saray müziğiyle ilgili önemli araştırmalarınız, yazılarınız ve kitaplarınız var. Araştırmalarınızdan ilginç detayları bizimle paylaşır mısınız?

Osmanlı’nın 19. Yüzyılda yüzünü Avrupa’ya dönmesi ile bu topraklarda ortaya çıkmış olan Batı formlarındaki müzik eserleri üzerinde araştırmalar yapıyorum. 30 seneyi aşkın bir süredir Britanya’da yaşıyorum. Bu alana olan ilgim Londra’nın sahaflarında Osmanlı’yla ilgili Kraliçe Viktorya döneminde İngiltere’de basılmış eski notaları toplamamla başladı. Sonra bu notaları orkestraya bizzat aranje ederek kayıtlar gerçekleştirdim. Bunlar ağırlıklı olarak o devirden kalma marşlar, polkalar ve valsler gibi popüler eserler, bazı insanlar için fazla sanatsal değerleri olmasa da tarihsel anlamda benim ilgimi çok çekti. Sanırım ilk CD albümüm olan “Osmanlı Sarayı’ndan Avrupa Müziği” bütün bu çalışmalarımın niteliğini ve içeriğini tam anlamıyla özetliyor. 1867’de Londra’yı ziyaret eden Sultan Abdülaziz huzurunda 1.600 kişilik bir İngiliz korosunun Crystal Palace’ta Türkçe dilinde fonetik olarak bir kaside seslendirmiş olduklarını ilk olarak okuyunca çok heyecanlanmıştım. Seneler sonra “İstanbul’dan Londra’ya” adlı CD albümümde yer alan bu korolu eserin dünyadaki ilk kaydını Prag’daki Rudolfinum’da gerçekleştirdim.

Farklılıkların Getirdiği Kültürel Zenginlik

İnsanların Osmanlı sanatı ve müziği konusunda yanlış bildiği bir bilgi var mı? Osmanlı ve müzik üzerine araştırmalarınızda en çok hangi noktalara dikkat ediyorsunuz?

Benim amacım aslında yanlışı doğruyu tartışmak değil, bilinmeyenleri ortaya çıkartmak. Global dünyada insanlar daha çok farklılıklarını irdeleyerek birbirlerinden kopuyorlar; oysa ben o farklılıklar içerisinde ki ortak noktaların kesiştiği kültür değerlerinin peşindeyim. Buna bir tür bir başkasının kültüründe insanın kendi kültürünü keşfedebilmesi diyebiliriz. Bu yüzden valsler besteleyen, piyano çalan Sultan Abdülaziz ve Sultan V. Murad gibi Osmanlı padişahlarını bu yönleriyle de daha yakından tanımamız gerektiğine inanıyorum.

Devamını www.ktpkitabevi.com.tr üzerinden temin edebilirsiniz…

Bu yazıyı paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir