“İnsanın Kanadı; Gayretidir”

“Dua ve ibadet Allah ile olmaktır, Allah ile olan kimse için ölüm de ömür de hoştur.” diyen ve dünyayı “Geçici bir durak” olarak gören Mevlana Celaleddin-i Rumî, 30 Eylül 1207 yılında bugün Afganistan sınırları içerisinde bulunan Horasan’ın Belh şehrinde dünyaya gelmiştir.

Yaşadığı dönemde Anadolu’ya “Diyarı-ı Rum” denildiği için “Rumî” soyadını, zaman içinde de kendisine duyulan büyük saygının ifadesi olarak efendimiz manasına gelen “Mevlana” adını almıştır. Dönemin kültür merkezlerinden Belh kentinde hocalık yapan, “Sultanu’l Ulema” unvanıyla bilinen din bilgini Bahaeddin Veled‘in oğludur.

Dünyadaki Hoşgörünün Temsilcisi

İslâm tasavvufunun önemli temsilcilerinden olan Mevlana, “Gel ne olursan ol gel” sözüyle dünyada hoşgörünün ve sevginin sembolü haline gelmiştir. Aynı zamanda Allah ile kul arasındaki ve kâinat ile insan arasındaki bütünselliği kavrayarak ortaya koyan bir âlimdir. Engin bir şefkatle ve derin bir hoşgörüyle insana sadece insan olduğu için değer veren Mevlana’nın düşünceleri tüm dünyada büyük ilgi görmekte, Amerika ve Avrupa’da, Mevlevi-Sufist sayısı gün geçtikçe artmaktadır.

İnsan İç Huzurunu ve Toplum

Yaşadığı dönemde Mevlana, insanlara güzel ahlâk sahibi ve örnek insan olmanın tarifini verip, gönülleri eğitirken ahlâk ve ahlâkî değerleri önemseyerek toplumun huzur ve barışı için öncelikle her bireyin kendi iç dünyasında huzur bulmasına, bunun da sevgiye ve güzel ahlâka sahip olmakla gerçekleşeceğine inanmaktaydı.

Şeb-i Arûs Günleri

17 Aralık 1273’de Konya’da vefat eden Mevlana’nın anma törenleri, düğün günü ya da vuslat günü manasına gelen “Şeb-i Arûs“ olarak adlandırılmıştır. Her yıl törene katılmak isteyen insanlar Konya’ya giderler.

Beş önemli manzum ve mensur eser veren Mevlana’nın eserleri arasında en bilineni “Mesnevî”dir. Her ne kadar klâsik Doğu edebiyatının bir şiir tarzı ise de “Mesnevî” denildiği zaman akla “Mevlana’nın Mesnevî”si gelir. Mevlana, Kâtibi Hüsameddin Çelebi’nin belirttiğine göre, Mesnevî beyitlerini Meram’da gezerken, otururken, yürürken hatta sema ederken söyledi.

Eserleri: Mesnevi, Divan-ı Kebir, Fih-i Ma Fih, Mektubat, Mecalis-i Seb’a

“Şeb-i Arûs” gününe özel hazırladığımız Mevlana Celaleddin-i Rumî dosya çalışmamızda Mevlana’ya ait olan “Fîhi Mâ Fîh” kitabını ve oğlu Sultan Veled’in ilk mesnevisi olan “İbtidâ-Nâme”yi inceledik. Haberimizin ikinci bölümünde Mevlana’nın yaşadığı zamanı konu alan Selçuklu dönemini ve Selçuklu devletini anlatan A.C.S. Peacock’un “Selçuklu Devletinin Kuruluşu” ve Sıbt İbnu’l-Cevzi’nin “Mir’atü’z-Zaman Fi Tarihi’l-Ayan’da Selçuklular” kitabını inceledik.

Mevlana’nın Dikkat Çekici Sözleri:

“Allah’tan geldik, Allah’a gidiyoruz. Allah’tan başka kimsede güç ve erk yoktur ki bizi durdursun. Biz, yersizlikten gelip yersizliğe gidiyoruz.”

“Güneş olmak ve altın ışıklar halinde okyanuslara ve çöllere saçılmak isterdim; gece esen ve suçsuzların ahına karışan yüz rüzgârı olmak isterdim…”

“Her şey insana adanmıştır; insan ise kendisine kendi gerçeğini adamıştır.”

“Her günüm Cumadır, hutbem sürekli… Minberim yüceliktir, maksurem insanlık.”

“Geçip gitmiş şeyler için asla üzülme. Olan olmuş, biten bitmiştir, çünkü.”

Biliyor muydunuz?

Dünya edebiyatının önemli yazarlarından Johann Wolfgang von Goethe, Mevlana’nın sözlerinden çok etkilendiğini belirtmiştir.

Hollandalı Rembrandt, Mevlana Celaleddin-i Rumî’nin resmini yapmıştır.

UNESCO, sema dansını korunması gereken dünya kültür mirasları listesine almıştır.

Yazının devamını www.ktpkitabevi.com üzerinden temin ederek okuyabilirsiniz

Bu yazıyı paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir