Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar


/ 26.08.2017

Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar

Nilüfer Göle


Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar 

Nilüfer Göle


Nilüfer Göle, mizah dergisi Charlie Hebdo’ya gerçekleştirilen saldırının on beş gün öncesinde dört yılı aşkın bir sürede gerçekleştirilen bir saha çalışmasının ürünü olan kitabının birincil kaygısını “Okurlarına, Müslüman kültürden gelen Avrupalıların yaşadıkları gerçeklikleri anlamalarına yardım edebilecek bazı ampirik ve kavramsal anahtarlar sunmak” olarak özetliyor.


Kitap, katillerin saîki hakkında kendi kendilerine sorular soran, bununla birlikte ayrılıkçı teröristlerle Avrupalı Müslümanların büyük çoğunluğunun bir tutulamayacağını bilen okurların, göz ardı edemeyeceği gerçekliklere ışık tutuyor. Yerleşik kanıları altüst ederek, tabanda yaşanmakta olan süreci ortaya çıkarmak için gündelik yaşam deneyimlerinin hakikatine sarılarak, yeni bir kamusal kültür yaratılmasına katkıda bulunan sıradan Avrupalı-Müslümanların tanınmasını sağlamaya çalışıyor. “Tüm terör saldırıları zamanın akışında bir yarılmaya yol açar. Bir anda günlük yaşamın seyri sekteye uğrar, toplumsal sözleşme parçalanır, toplum bir kutuplaşmaya sürüklenir.” Ocak 2015’te Paris’te girişilen cinayetler, haklı olarak büyük bir tepki doğurdu ama aynı zamanda Müslümanların Avrupa’daki varlığına dair kamuoyunda yer alan önyargıları ve kafa karışıklığını da artırdı. Şimdi Avrupa’da en çok ihtiyaç duyulan şey, Müslümanların varlığını “Zıt kategoriler” vasıtasıyla düşünmeyen bir sağduyu geliştirmek.

2009-2013 yıllarında Avrupa’nın 21 kentinde göçmen “Sıradan Müslümanlar” ile onların Müslüman olmayan komşuları ve hemşerileri olan “Kökten” Avrupalıları yüz yüze tartışma toplantılarında bir araya getiren saha araştırmasının sonuçlarını yorumluyor, Nilüfer Göle. Araştırmanın amacı, sokakta kılınan namaz, minareler, camiler, Danimarka’da yayımlanmış karikatürler, kadınların başörtüsü ve çarşafı, şeriat, helal gıda ürünleri, bazı sanat yapıtları, Yahudiler ve Yahudilikle ilişkiler gibi konularda Avrupa kamu alanında ortaya çıkmış çeşitli tartışmalara verilen tepkileri soruşturmaktı. 


Avrupa Müslümanının Yaşam Biçimi Avrupa Değerlerine Uygun 

Göle, tercih ettiği özgün araştırma yöntemi sayesinde pek çok basmakalıp düşünceyi sarsıyor ve bütün bu tartışmaların aslında alternatif bir kamusal kültürün ortaya çıkmasına paradoksal biçimde katkıda bulunduğunu gösteriyor: İslâmî hiphoptan “helal jambon”a varıncaya dek günümüzün Avrupa Müslümanları, modern yaşam biçimlerini İslâm’a uygun biçimde yapılandırıyorlar ve bu yapılandırma Avrupa’nın kültürel değerleriyle çelişkili değil. “Avrupa’nın ve İslâm’ın iç içe girerek yarattığı bu kültürel melezlenmenin hem Cihatçı hem İslâmofobik düşmanları var. Ancak umutlu olabiliriz. Bunların yarattığı kangrene karşı en etkin panzehir toplum inşasının potansiyelinde, farklılıklardan kolaj yapmak yerine onları halı gibi dokumakta yatıyor. Avrupa’nın istisnai özelliği yaratıcı özgürlüğünde, kendini öteki ile her daim yeniden icat etme kapasitesinde aranmalıdır.”



BU MAKALEYİ SOSYAL AĞINDA PAYLAŞ

E- BÜLTENLER
E- BÜLTENLER
  • ZİYARETÇİ
  • /
  • LİMİTLİ KULLANIM

Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar


/ 26.08.2017

Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar

Nilüfer Göle


Gündelik Yaşamda Avrupalı Müslümanlar 

Nilüfer Göle


Nilüfer Göle, mizah dergisi Charlie Hebdo’ya gerçekleştirilen saldırının on beş gün öncesinde dört yılı aşkın bir sürede gerçekleştirilen bir saha çalışmasının ürünü olan kitabının birincil kaygısını “Okurlarına, Müslüman kültürden gelen Avrupalıların yaşadıkları gerçeklikleri anlamalarına yardım edebilecek bazı ampirik ve kavramsal anahtarlar sunmak” olarak özetliyor.


Kitap, katillerin saîki hakkında kendi kendilerine sorular soran, bununla birlikte ayrılıkçı teröristlerle Avrupalı Müslümanların büyük çoğunluğunun bir tutulamayacağını bilen okurların, göz ardı edemeyeceği gerçekliklere ışık tutuyor. Yerleşik kanıları altüst ederek, tabanda yaşanmakta olan süreci ortaya çıkarmak için gündelik yaşam deneyimlerinin hakikatine sarılarak, yeni bir kamusal kültür yaratılmasına katkıda bulunan sıradan Avrupalı-Müslümanların tanınmasını sağlamaya çalışıyor. “Tüm terör saldırıları zamanın akışında bir yarılmaya yol açar. Bir anda günlük yaşamın seyri sekteye uğrar, toplumsal sözleşme parçalanır, toplum bir kutuplaşmaya sürüklenir.” Ocak 2015’te Paris’te girişilen cinayetler, haklı olarak büyük bir tepki doğurdu ama aynı zamanda Müslümanların Avrupa’daki varlığına dair kamuoyunda yer alan önyargıları ve kafa karışıklığını da artırdı. Şimdi Avrupa’da en çok ihtiyaç duyulan şey, Müslümanların varlığını “Zıt kategoriler” vasıtasıyla düşünmeyen bir sağduyu geliştirmek.

2009-2013 yıllarında Avrupa’nın 21 kentinde göçmen “Sıradan Müslümanlar” ile onların Müslüman olmayan komşuları ve hemşerileri olan “Kökten” Avrupalıları yüz yüze tartışma toplantılarında bir araya getiren saha araştırmasının sonuçlarını yorumluyor, Nilüfer Göle. Araştırmanın amacı, sokakta kılınan namaz, minareler, camiler, Danimarka’da yayımlanmış karikatürler, kadınların başörtüsü ve çarşafı, şeriat, helal gıda ürünleri, bazı sanat yapıtları, Yahudiler ve Yahudilikle ilişkiler gibi konularda Avrupa kamu alanında ortaya çıkmış çeşitli tartışmalara verilen tepkileri soruşturmaktı. 


Avrupa Müslümanının Yaşam Biçimi Avrupa Değerlerine Uygun 

Göle, tercih ettiği özgün araştırma yöntemi sayesinde pek çok basmakalıp düşünceyi sarsıyor ve bütün bu tartışmaların aslında alternatif bir kamusal kültürün ortaya çıkmasına paradoksal biçimde katkıda bulunduğunu gösteriyor: İslâmî hiphoptan “helal jambon”a varıncaya dek günümüzün Avrupa Müslümanları, modern yaşam biçimlerini İslâm’a uygun biçimde yapılandırıyorlar ve bu yapılandırma Avrupa’nın kültürel değerleriyle çelişkili değil. “Avrupa’nın ve İslâm’ın iç içe girerek yarattığı bu kültürel melezlenmenin hem Cihatçı hem İslâmofobik düşmanları var. Ancak umutlu olabiliriz. Bunların yarattığı kangrene karşı en etkin panzehir toplum inşasının potansiyelinde, farklılıklardan kolaj yapmak yerine onları halı gibi dokumakta yatıyor. Avrupa’nın istisnai özelliği yaratıcı özgürlüğünde, kendini öteki ile her daim yeniden icat etme kapasitesinde aranmalıdır.”



BU MAKALEYİ SOSYAL AĞINDA PAYLAŞ

E- BÜLTENLER
E- BÜLTENLER