Şarkiyatçılık Sömürgeciliğin Keşif Kolu


/ 26.08.2017

Şarkiyatçılık

Edward W.Said


Şarkiyatçılık 

Batının Şark Anlayışları 

Edward W. Said


20’nci yüzyılın en önemli entelektüellerinden biri olan Edward Said’in 1978 yılında yayınladığı Oryantalizm/Şarkiyatçılık adlı kitabının özellikle sosyal bilimlerde yarattığı tartışmalar bugün dahi güncelliğini koruyor.

Şarkiyatçılık, yayınlandığı ilk yıllardan itibaren olumlu ve olumsuz birçok tepkiyle karşılaşmış bir kitap. Kimi çevreler Batı’nın sömürgeci köklerini deşifre eden bu çalışmasından dolayı Said’i göklere çıkarırken kimi çevreler de eseri, aşırı tek tipleştirici ve genellemeci bularak deyim yerindeyse topa tutmuş. Kim ne derse desin post-kolonyal literatürün başucu eserlerinden sayılabilecek bu kitap, ortaya attığı tezler ve zihnimizde farklı perspektifler oluşturmaya muktedir bir içeriğe sahip olması hasebiyle oldukça etkili bir çalışma. Kitabın analizine geçmeden evvel Said’e bu kitabı yazdıran sâiklere eğilmenin faydalı olacağını düşünüyorum. Edward Said, aslen Filistinli bir Hıristiyan. 1935 yılında Kudüs’te dünyaya gelmiş. Oldukça varlıklı bir ailenin çocuğu olarak yetişen Said, 1948 yılında İsrail devletinin kurulması sonucu ailesiyle birlikte Mısır’a göç etmiş ve burada İngilizce dışında başka bir dilin konuşulmasının yasak olduğu seçkin koloni okullarında eğitim görmüş. Said, burada aldığı eğitim sırasında sahip olduğu kimliğinden ötürü bazı tavırlara maruz kalmış ve Avrupalı olmadığı için “beyaz adam” tarafından her zaman bir “öteki” olarak yaftalanacağını fark etmeye başlamış. İlerleyen yıllarda öğretim görevlisi olarak çalıştığı Amerikan üniversitelerinde kendisinden “Filistinli bir Arap”  olarak bahsedildiğine şahit olması da Said’in maruz kaldığı bu “öteki” olma durumunu katmerlemiş. 1967 yılında meydana gelen Arap- İsrail Savaşı’ndan sonraki süreçte ise Said, kendisini iyice doğuya ait hissetmeye başlayarak Filistin davasının yılmaz bir savunucusu olmuş. Yaşanan bütün bu gelişmeler, zaten üniversite eğitiminin ilk yıllarından itibaren sömürgecilik gibi konulara dair çalışmalar yapan Said’i Şarkiyatçılık adlı kitabı yazmaya sevk etmiş. Peki, birçoğumuzun kulağına en azından kavramsal olarak çalınan Şarkiyatçılık terimi esasen ne anlama geliyor, kökleri nerelere dayanıyor? Edward Said, Şarkiyatçılığı ele alırken, kendisinden evvel kavramı kritik eden düşünürlerden farklı olarak hangi noktalara yoğunlaştı? Şarkiyatçılık konusunda Said’in çalışmasını özgün kılan dinamikler ne? Bu ve benzeri soruların cevaplarını kitabı incelediğimizde bulmamız mümkün.


Batı’nın yaratığı bir söylem olarak Şark 

Şarkiyatçılık yahut oryantalizm sözlük anlamıyla; “Doğu araştırmaları, doğuya dair olan bilgi” gibi anlamlara gelen bir kavram. Kavramın ilk kullanımı, 1768 yılında Edward Holdswoith tarafından yapılmış. Yoğun olarak tedavüle girmesi ise Avrupa’nın sömürgeci faaliyetlerinin arttığı 19’uncu yüzyıla denk geliyor. 2’nci Dünya Savaşı sonrasında sömürge altında bulunan devletlerin bağımsızlıklarını kazanmasıyla yeni bir veçhede değerlendirilen ve konuşulan kavram, bu tarihlerden itibaren eleştirel bir perspektiften ele alınmaya başlanıyor. İşte Said’in Şarkiyatçılık kitabında yapmaya çalıştığı da Şarkiyatçılığı; tarihsel, düşünsel, siyasi, ekonomik vb. kaynaklarına inerek radikal bir şekilde kritik etmek esasen. 

BU MAKALEYİ SOSYAL AĞINDA PAYLAŞ

E- BÜLTENLER
E- BÜLTENLER
  • ZİYARETÇİ
  • /
  • LİMİTLİ KULLANIM

Şarkiyatçılık Sömürgeciliğin Keşif Kolu


/ 26.08.2017

Şarkiyatçılık

Edward W.Said


Şarkiyatçılık 

Batının Şark Anlayışları 

Edward W. Said


20’nci yüzyılın en önemli entelektüellerinden biri olan Edward Said’in 1978 yılında yayınladığı Oryantalizm/Şarkiyatçılık adlı kitabının özellikle sosyal bilimlerde yarattığı tartışmalar bugün dahi güncelliğini koruyor.

Şarkiyatçılık, yayınlandığı ilk yıllardan itibaren olumlu ve olumsuz birçok tepkiyle karşılaşmış bir kitap. Kimi çevreler Batı’nın sömürgeci köklerini deşifre eden bu çalışmasından dolayı Said’i göklere çıkarırken kimi çevreler de eseri, aşırı tek tipleştirici ve genellemeci bularak deyim yerindeyse topa tutmuş. Kim ne derse desin post-kolonyal literatürün başucu eserlerinden sayılabilecek bu kitap, ortaya attığı tezler ve zihnimizde farklı perspektifler oluşturmaya muktedir bir içeriğe sahip olması hasebiyle oldukça etkili bir çalışma. Kitabın analizine geçmeden evvel Said’e bu kitabı yazdıran sâiklere eğilmenin faydalı olacağını düşünüyorum. Edward Said, aslen Filistinli bir Hıristiyan. 1935 yılında Kudüs’te dünyaya gelmiş. Oldukça varlıklı bir ailenin çocuğu olarak yetişen Said, 1948 yılında İsrail devletinin kurulması sonucu ailesiyle birlikte Mısır’a göç etmiş ve burada İngilizce dışında başka bir dilin konuşulmasının yasak olduğu seçkin koloni okullarında eğitim görmüş. Said, burada aldığı eğitim sırasında sahip olduğu kimliğinden ötürü bazı tavırlara maruz kalmış ve Avrupalı olmadığı için “beyaz adam” tarafından her zaman bir “öteki” olarak yaftalanacağını fark etmeye başlamış. İlerleyen yıllarda öğretim görevlisi olarak çalıştığı Amerikan üniversitelerinde kendisinden “Filistinli bir Arap”  olarak bahsedildiğine şahit olması da Said’in maruz kaldığı bu “öteki” olma durumunu katmerlemiş. 1967 yılında meydana gelen Arap- İsrail Savaşı’ndan sonraki süreçte ise Said, kendisini iyice doğuya ait hissetmeye başlayarak Filistin davasının yılmaz bir savunucusu olmuş. Yaşanan bütün bu gelişmeler, zaten üniversite eğitiminin ilk yıllarından itibaren sömürgecilik gibi konulara dair çalışmalar yapan Said’i Şarkiyatçılık adlı kitabı yazmaya sevk etmiş. Peki, birçoğumuzun kulağına en azından kavramsal olarak çalınan Şarkiyatçılık terimi esasen ne anlama geliyor, kökleri nerelere dayanıyor? Edward Said, Şarkiyatçılığı ele alırken, kendisinden evvel kavramı kritik eden düşünürlerden farklı olarak hangi noktalara yoğunlaştı? Şarkiyatçılık konusunda Said’in çalışmasını özgün kılan dinamikler ne? Bu ve benzeri soruların cevaplarını kitabı incelediğimizde bulmamız mümkün.


Batı’nın yaratığı bir söylem olarak Şark 

Şarkiyatçılık yahut oryantalizm sözlük anlamıyla; “Doğu araştırmaları, doğuya dair olan bilgi” gibi anlamlara gelen bir kavram. Kavramın ilk kullanımı, 1768 yılında Edward Holdswoith tarafından yapılmış. Yoğun olarak tedavüle girmesi ise Avrupa’nın sömürgeci faaliyetlerinin arttığı 19’uncu yüzyıla denk geliyor. 2’nci Dünya Savaşı sonrasında sömürge altında bulunan devletlerin bağımsızlıklarını kazanmasıyla yeni bir veçhede değerlendirilen ve konuşulan kavram, bu tarihlerden itibaren eleştirel bir perspektiften ele alınmaya başlanıyor. İşte Said’in Şarkiyatçılık kitabında yapmaya çalıştığı da Şarkiyatçılığı; tarihsel, düşünsel, siyasi, ekonomik vb. kaynaklarına inerek radikal bir şekilde kritik etmek esasen. 

BU MAKALEYİ SOSYAL AĞINDA PAYLAŞ

E- BÜLTENLER
E- BÜLTENLER