Sözü Söylenmiş Olmaktan Kurtarmak Lazım!

Bağımlılık nedir? Neden bir maddenin, eşyanın vb. bağımlısı oluruz?
İnsanın bağlanma ihtiyacı vardır. Bağımlılıklar söz konusu olduğunda tıbbi gerekçeleri vareste tutarsak bağlanma ihtiyacı karşılanmadığında ya da sağlıksız bir şekilde karşılandığında bunlar bağımlılığa dönüşebiliyor. Yani fıtrî bir ihtiyaç fıtrat dışı karşılandığında hastalık olarak karşımıza çıkıyor. Bu sadece bağımlılıklar için geçerli değildir yaşadığımız birçok problemin temelinde bu sorun vardır. İnsan fıtratının, tabiatının, doğasının sözünü dinlemez, kulak vermezse, fıtratının söylediği şeyleri fıtratının uygun gördüğü şekilde karşılamazsa o zaman türlü türlü hastalıklara düçâr olabiliyor. Bağımlılıklara da bu anlamda baktığımızda bağlanma ihtiyacının sağlıklı bir şekilde ve doğru yollarla karşılanması durumu söz konusudur. Ancak şunu da belirtmek gerekir; bunlar bağımlılıkları 2×2=4 eder gibi şeklinde açıklayacak sebepler değildir. Bağımlılık riskini arttırır ama yüzde yüz sebebi olmayabilir. 1970’li yıllarda bağımlılıklarla ilgili Dünya Sağlık Örgütü teyakkuza geçti. Özellikle 60’lardaki Hippi hareketlerinden sonra uyuşturucu bağımlılığı yaygınlaşınca bu konuyu birinci gündem olarak çalışmaya karar verdiler. Bağımlılıkları birinci gündeme almak demek: Programları geliştirmek, bu alandaki uzman sayısını artırmak, hastane sayısını artırmaktır. Peki, bunlar problemlerin azalmasına sebep oldu mu? Hayır, büyük oranda bir değişiklik oluşturmadı. Çünkü bağımlılıklar zaman içerisinde şekil değiştiriyor. Aynı zamanda da hayatımızda daha görünür olmaya daha fazla bedel ödetmeye, daha fazla insanın canını yakmaya başladı. Bunun tek bir sebebi yok ancak önemli bir sebebinin son yirmi, otuz yıldır dünyanın çok hızlı bir şekilde değiştiği bu değişimle birlikte küreselleşmenin beraberinde getirdiği kapitalizm ve tek tipleşme olduğunu söyleyebiliriz…

KO Kitabın Ortası Dergisi Kasım sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Yersizliğe Yurtsuzluğa Mahkûm Edilme…

Sürgünlüğün, farklı yaklaşımlarla farklı duygular barındırdığı ifade edilse de; tek ortak nokta mecbur bırakılma durumudur. Bu mecbur bırakılma, bu yoksunluk hâli, farklı noktalardan bireyleri etkiler. Julio Cortazar, her sürgün olayı bir şoktur diyor. “Bir travma getirir beraberinde!” Çünkü sürgün edilenler bir ayrıştırmaya maruz bırakılırlar. Beslendikleri toplumdan soyutlanmışlardır. Yersizliğin, yurtsuzluğun merkezinde, başka topraklarda özgürlükmüş gibi sunulan sonu gelmeyen bir hapistir sürgün. Köksüzlüğe, kimliksizliğe bürünmektir. Edward Said’in sürgün tanımı ise şöyledir:

“Sürgün, bir insanla doğup büyüdüğü yer arasında, benlik ile benliğin gerçek yuvası arasında zorla açılmış olan onulmaz gediktir: Özündeki kaderin üstesinden gelmek mümkün değildir… Sürgünde elde edilen kazanımlar sonsuza dek arkada bırakılmış bir şeyin kaybedilmesiyle sürekli olarak baltalanır.”

KO Kitabın Ortası Dergisi Kasım sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Yalnız Zaferleri Değil Yenilgileri De Bilmeliyiz…

Bir toplumun tarihini iyi bilmesi neden önemlidir? Tarih makro ya da mikro anlamda insan için neden belirleyici bir değere sahiptir?
Bir çocuk düşünün, annesinin babasının nereli olduğunu bilmiyor. Çocuk bunları öğrenmezse kişiliği gelişmez, kendisine özgüveni oluşmaz. Toplumlarında aynı çocuklar gibi geçmişini iyisiyle kötüsüyle bilmesi çok önemlidir. Bireylerin geçmişlerini çok iyi bilmeleri
onunla kendi kendilerine hesaplaşmaları fevkalade önemlidir. Çünkü kendine güveni ancak öyle gelişir. Biz tarihimizi ezbere ve sloganlaşmış bir şekilde öğrenmeyi tercih ediyoruz. Hâlbuki iyi veya kötüsüyle tarihimizi bilmek lazım. Yalnız zaferleri değil yenilgileri de bilmeliyiz…

KO Kitabın Ortası Dergisi Kasım sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Edebiyatımızın Mihenk Taşı: Yahya Kemal

Yahya Kemal, edebiyatımızda büyük merhale teşkil eden şiirlerinin yanı sıra; makaleler, denemeler, hatıralar, tarih ve tefekkür yazıları, edebî ve siyasî portreler kaleme almıştır. Onun nesir, özellikle hikâye üslubu, şiirinden başkadır. Şiiri, nesirden tamamıyla ayrı bir söyleyiş olarak kabul eden Yahya Kemal, manzumelerinde ne kadar som bir şiiriyet toplamışsa nesirlerinde ve hikâyelerinde de o kadar nesrin ve hikâyenin gerektirdiği sade ve anlatıcı bir üslup kullanmıştır.

“Artarak gönlümün aydınlığı her saniyede
Bir mehâbetli sabah oldu Süleymâniye’de
Kendi gök kubbemiz altında bu bayram saati,
Dokuz asrında bütün halkı, bütün memleketi
Yer yer aksettiriyor mavileşen manzaradan,
Kalkıyor tozlu zaman perdesi her an aradan.”

KO Kitabın Ortası Dergisi Kasım sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Batı’da Yükselen Doğulu Kalbin Sesi: Göç Edebiyatı

Göçlerin sebepleri incelendiğinde karşımıza iç içe geçmiş birçok faktör çıkmakta. Bunların başında Osmanlı İmparatorluğu’nun zayıflamasıyla bölgenin Avrupalı devletlerinin nüfuzuna girmesini zikretmek gerekir. Buna paralel olarak özellikle Mehmet Ali Paşa’nın Mısır’da takip ettiği Batılılaşma politikaları bölgenin siyasi ve sosyal yapısını sarstığı gibi demografik dengeleri de alt üst etmiştir. Bölgede modern eğitim veren okulların açılması, misyonerler tarafından kurulan hastaneler ve hayır kurumları sosyal ve kültürel değişimleri beraberinde getirmiştir. Tüm bunlara ekonomik sıkıntılar, Osmanlı Devleti’nin güçten düşmesi sebebiyle önlenemeyen etnik ve dini çatışmalar eklenince söz konusu coğrafyada yaşayan halk -özellikle de Hristiyan Araplar- Amerika kıtasına göç etmeyi tercih etmiştir.

 

KO Kitabın Ortası Dergisi Ekim sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Piyanonun Tuşlarına Dokununca Her Şeyi Unutuyorum

Daha dokuz yaşında dünyanın birçok önemli şehrinde konserler verip birçok ödül kazanmak ve en son Crescendo Uluslararası Müzik Festivali’de büyük ödülü almak nasıl bir duygu? Bu ödülün sizin için anlamı nedir?

Uluslararası yarışmalara ve festivallere katılmak benim için çok önemli, bu sayede dünyadaki diğer yaşıtlarım ile tanışıp onlarla kıyaslama yapabiliyor ve kendi gelişimimi değerlendirebiliyorum. Crescendo yarışmasında da dünyanın her yerinden piyanist yaşıtlarım arasında bir değerlendirme yapıldı ve kendi yaş gurubumda birinci oldum. Bu beni motive eden bir şey tabi ama daha da önemlisi; her yaş grubundan ve tüm enstrümanlar arasından yapılan değerlendirme sonucunda New York’ta bulunan ve önemli bir konser salonu olan Carnegie Hall’daki performansım ile Grand Prize (Büyük Ödül) Ödülü’nü kazanmak oldu. Bu ödül beni çok mutlu etti ve bu aynı zamanda doğru yolda ilerlediğimin de bir göstergesi oldu, benim için.

KO Kitabın Ortası Dergisi Ekim sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Başarının Sırrı Yok, Uzun İnce Bir Var

Başarıya ulaşmakta fırsat eşitliğinin çoğaldığı günümüzde; toplumun, insanların hayattan başarı elde etmek için nasıl bir motivasyona ihtiyacı var?

Artık isteğin nedeninden çok istikrarı önemli. İrrasyonel ve istikrarsız istekler çağındayız.  İstekler birbiriyle çelişkili ve çelimsiz olunca, istikrarlı bir ilerleme sağlanamıyor. “Maymun iştahlılık” denilen bu duruma karşı, organik istekleri keşfetmek önemli. Medya veya toplum aracılığıyla “Ekilmiş istekler” yerine, fabrika ayarlarından gelen “Organik istekleri” izlemek lazım. İçimizde o kadar gürültü var ki özden gelen bu isteklerin sesini duyamıyoruz. Seçilmiş izolasyon ve inziva bu sesleri duymakta çok önemli. Ayrıca, günümüz insanının motivasyondan çok odak ve irade yönetimine ihtiyacı var. Dikkat dağıtıcı, hedeften şaşırtan, akıl çeliciler tarihte olmadığı kadar çoğaldı. Cep telefonu gibi çok zeki baştan çıkarıcılarımız var.  Kendi kişisel gündemini seçmek ve yönetmek olağanüstü zorlaştı. Odağın; özgürlüğündür. Odağını yöneten hayatına hükmeder. İçten güdümlü odak yönetimini öğrenmeli insanlar. İkincisi de dünya daha konformist ve hedonist bir moda geçtiği için irade gücünün temeli çöktü. Anında tatmin çağında, irade gücü söylemi eski moda sanılıyor.  İrade gücünü geliştirmek için sistematik olarak çalışmak gerekiyor.

KO Kitabın Ortası Dergisi Ekim sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Polisiye Edebiyatının Atası: Edgar Allan Poe

İlk dedektif öykü yazarı Edgar Allan Poe, gotik edebiyatının en önemli temsilcilerindendir. Hastalıklarla, yoksullukla, kayıplarla, sanrılarla geçen yaşamına rağmen hayatı boyunca üreten yazar, hem dünya edebiyatı hem de Batı kültürü üzerinde derin etkiler bırakan öyküler ve şiirler kaleme almıştır. Poe, öykülerinde insanın karanlık yanlarını, sıkışmışlığını, tuhaflığını, zaman zaman duyduğu çaresizliği işlemiştir.

KO Kitabın Ortası Dergisi Ekim sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Kahramanlarımı Hayallerimde Canlandırıp Yaşatmayı Pek Severim

Şu an başucu kitaplarınız hangileri? Döne döne okuduğunuz kitaplar var mı? Tabii niçin bu kitaplar?

Bugünlerde en çok tamamlanmamış çalışmalarla baş başayım. Onları bir an önce bitirmek istiyorum. Elimin altında daha çok günlükler ve hatırat kitapları var. Esed’in, Mevdudi ve Ortaylı’nın biyografilerini okumak istiyorum. Bu vesileyle nerden nasıl bir merak ve ilgi bilmiyorum, çalışmalarını yakından takip ettiğim yazar ve düşünürlerin varsa kişisel hatıraları onları topluyorum. Bir okuma programından söz etmek gerekirse şimdilik önceliğim onlar. Hüseyin Su’nun “Takvim Yırtıkları”nı yeni tamamladım. Hüseyin Su sayesinde bir dönemin üstatlık sistemini, dini dünya görüşünün evrimini ve tabii ki bugün kabul edilmesi imkânsız bir ilişkiler ağını görmüş ve gözlemlemiş oldum. Ama dedim ya şimdi öncelik yarım kalmış kitaplarımı tamamlamak.

KO Kitabın Ortası Dergisi Eylül sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

 

Devamını oku...

Beşeriyetin Hafızası

İnsanın eğitim ve gelişimini amaçlayan, ufku açan, gönülleri, zihinleri aydınlatan ve coşturan yegâne araçlardan biri kitaplardır. Onları bulmamızı, onlara ulaşmamızı sağlayan en önemli adreslerden birisi de elbette ki kütüphanelerdir. Her ne kadar teknolojik gelişmeler ve elektronik kitaplar nedeniyle yerlerini kaybediyorlar gibi olsa da kütüphaneler her zaman insanın entelektüel sürecinin önemli bir merkezidir.

Kütüphaneler, büyüleyici mimarileri ve eski kitap kokuları ile hâlâ edebiyatın en büyük hazineleri olarak ayakta duruyor. Neredeyse sonsuza kadar ayakta kalacakmış hissi veren bu harika yapılar, birçok kitap kurdunun hayalini süsleyen rotaları oluşturuyor. Biz de dünyanın çeşitli yerlerindeki en güzel beş kütüphane ile ilgili ilginç bilgileri sizler için derledik.

KO Kitabın Ortası Dergisi Eylül sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...