İlla ve Lâkin Güzel Ahlâk

Akademik kariyeriniz birçok insanın feyz alabileceği ve birçok insana da örnek olacak cinsten başarılarla dolu. Nasıl bir çalışma disiplininiz var? Zorlu yaşantınızın bu başarılarınızdaki etkisi nedir?

Kendimi bildim bileli her gün en az 200 sayfa kitap okurum. Kendimi hep öğrenci olarak tanımladım. Çünkü insan her an öğrenme halindedir. Zorlu yaşantımın bu başarılardaki etkisini şu şekilde açıklayabilirim: İnşirah Sure-i Şerifesi’ndeki, “Her zorlukla beraber bir kolaylık vardır.” ayet-i kerimesinin tecellisini her daim gördüm. Zorluklar, yaptığım her işi daha iyi yapmamı sağladı. Kolayı herkes başarır, sıradan olmamak sıra dışı olmak için zorluklarla mücadele etmek gerekir.

KO Kitabın Ortası Dergisi Temmuz sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Türk Havacılık Tarihinde İlklerin Adamı: Vecihi Hürkuş

İstiklal madalyalı korkusuz bir kahraman olarak adını tarihe yazdıran, Cumhuriyet döneminde zor şartlara ve çeşitli engellere rağmen imzasını attığı “Vecihi” serisi uçaklarla ilkelere imza atan Vecihi Hürkuş vefatının ardından 50 yıl geçmesine rağmen Türk milletinin hafızasından silinmiyor.

Türk havacılık tarihinin en vizyoner ve en üretken kişilerinden Vecihi Hürkuş, İstanbul Arnavutköy’de 6 Ocak 1896 tarihinde dünyaya geldi. Babası İstanbullu bir aileden Gümrük Müfettişi Faham Bey, annesi Zeliha Niyir Hanım’dır. Üç kardeşim ortancası olan Vecihi Hürkuş, çok canlı ve hareketli bir çocuktur. İlkokulu Bebek’te bitirmiş ve eğitim hayatına Üsküdar Füyuzati Osmaniye Rüştiye’sinde devam etmiştir. Üsküdar Paşakapısı İdadi’sinden sonra, sanata olan ilgisi sebebiyle Tophane Sanat Okulu’na geçti. 1912’de Balkan Harbi’ne gönüllü olarak katılarak Edirne’ye giren kuvvetler içinde yer aldı.

KO Kitabın Ortası Dergisi Temmuz sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Dinle, İzle, Oku!

Kerbela Üçlemesi ile büyük bir okuyucu kitlesine ulaşan “Aşkın Şehidi”, “Aşkın Elçisi” ve “Aşkın Secdesi” romanlarının yazarı Ahmet Turgut ile hayatını, yazarlığını ve inşaat mühendisliğini bırakıp senaristliğe nasıl başladığını konuştuğumuz dolu dolu bir röportaj gerçekleştirdik. Turgut, “Tanzimat fermanına kadar şuan edebiyat derken anlattığımız her şeyi inşaat kelimesiyle anlatıyorduk. Haliyle ben dün de inşaatçıydım, bugün de inşaatçıyım. Sadece malzeme değişikliğine gittim” diyor.

KO Kitabın Ortası Dergisi Temmuz sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Hayat Hakkında Yazabilmek İçin Önce Onu Yaşamak Gerekir

Ernest Hemingway kimdir denildiğinde çoğu kişinin aklına hemen hemen aynı şey gelmektedir. O da yazar kimliğidir. Ancak Hemingway, bu cevaptan çok daha fazlasıdır. Adrenalini fazlasıyla seven Ernest Hemingway, ömrünü yalnızca yazarak geçirmemiş, pek çok farklı hobi edinmiş ve hepsine tutkuyla sarılmıştır. Diğer bir ifadeyle hayatın seyircisi olmak yerine onun gerçek bir oyuncusu olmayı tercih etmiştir. Özgür ruhlu yazar, kariyerine bir gazeteci olarak başlamış, sonrasında ise pek çok farklı kimliğe bürünmüştür.

KO Kitabın Ortası Dergisi Temmuz sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Okuma Tavsiyeleri

Bir Eğitimci Olarak Hz. Muhammed (s.a.) ve Öğretim Metodları

Abdulfettâh Ebû Gudde

Takdim Kitap

Merak ve öğrenme duygusu insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Her insan doğar doğmaz bilmeye, öğrenmeye başlar ve çok azı öğrendiklerini öğretme melekesi kazanır. Elinizdeki eser, bilginin her şeyi kuşattığı bu çağda değişen ve gelişen eğitim metotlarına öncülük edecek ipuçları sunmaktadır. Ayrıca muazzam hayatıyla tüm insanlığa örnek olan Peygamber Efendimiz’in öğretimde kullandığı farklı ve etkili yöntemleri sade bir üslupla anlatmaktadır. Otuz yılı aşkın bir çalışmanın ürünü olan bu müstesna eser cehaletin düşmanı olan her yaştan okuyucunun başucu kitabı olmayı hak etmektedir.

Ağacın Adı

Aslıhan Aydın

Cinius Yayınları

Ağacın Adı, Türkiye ve Fransa’da doğal olarak yetişen ya da üretilen bitkilerin, özellikle ağaçların ve yabani türlerin, bilimsel, genel ve yöresel adlarının üç dilli sözlüğüdür. 2.000 bitki 10.000’e yakın isimle Türkçe, Fransızca ve Latince ana başlıklarıyla 3 ayrı bölümde işlenmiştir.

İnsanı İnsan Acıtır

Yelda Kırçuval

Destek Yayınları

Esaret, değişime direnmenin bir sonucudur ancak. Terk edememek, gidememek, saplanıp kalmak, vazgeçememek, değiştirmeyi göze alamamak, yeniden başlamaktan kaçınmak, sistemin dişlilerinden biri olmaya razı olmak güvensizliğin değil, korkunun bir tahakkümüdür sadece… Özgürleşmek için geç değil… Lakin uçurtmanın ipini kesebilmek gerekir önce. Çünkü uçurtmalar, iplerinden özgürleştiklerinde yükselebilirler. Leyla, boşandıktan sonra içine düştüğü boşlukla baş edemediği gerçeğiyle yüzleşir ve hayatında ilk kez bilinmeze doğru yürümeye karar verir. Bırakmaktan korktuğu her şeyin kölesi haline dönüştüğünü kaybolduğu ormanda, kar yolları kapayınca fark eder. Yeniçağın mutluluk ve başarı odaklı bireyinin başarısızlığa ve acıya karşı nasıl da zayıf bir bağışıklıkla mücadele ettiğinin sert, yalın ve gerçekçi bir öyküsü İnsanı İnsan Acıtır…

Şiirin Ufku-Hz. Peygamberi Şiirle Sevmek

Fatih Andı

Ketebe Yayınları

Tarih boyunca Peygamber edebiyatı, Müslüman edebiyatların en bereketli, en canlı tema damarlarından birisini teşkil etmiştir. Bu edebiyatın mecrasını takip etmek, Müslüman hassasiyetinin çağlar içerisindeki çağlayışına da muttali olmak demektir. Geçmişte ve bugün… Şiirin Ufku – Hz. Peygamberi Şiirle Sevmek kitabı, Mehmet Akif Ersoy, Necip Fazıl Kısakürek, Arif Nihat Asya, Sezai Karakoç, Cahit Zarifoğlu, Erdem Bayazıt, Osman Sarı, A. Akif İnan, Ali Ural, Celal Fedai, Yılmaz Daşçıoğlu, İbrahim Tenekeci, Fatma Şengil Süzer, Cahit Koytak Resûlullah’a şiirle yönelişlerinin tahlil ve yorumunu yapan, bir nevi o güzellik şehrayininden şiirimizin aldığı hisseyi ölçen bir rehberdir. Hazreti Peygamber’e duyulan sevginin modern Türk şiirindeki izlerini aramak açısından alanında bir ilk olma özelliği de taşıyan bu kıymetli çalışma ile M. Fatih Andı, arşivlik bir esere imza atmış oluyor.

Fotoğraf Yazıları

Walter Benjamin

Kolektif Kitap

Walter Benjamin’in fotoğraf yazılarından oluşan bu derleme aşina olduğumuz fotoğrafa başka bir gözle tekrar bakma, işlevini, imkânlarını yeniden düşünme olanağı sunuyor; fotoğrafın zaman içinde kazandığı ve kazandırdığı farklı anlamların izini sürüyor. Bu derlemede yer alan tüm yazılar Leslie’nin sunuşuyla açılıyor, değinilen kişi ve kavramların açıklandığı sözlüklerle sona eriyor. Kitapta ayrıca Benjamin’in atıfta bulunduğu fotoğraflardan örnekler de yer alıyor.

Kur’an Bize Yeter Söylemi

Enbiya Yıldırım

Takdim Kitap

İslam dünyasının son iki asırdır içine düşmüş olduğu zillet, Müslümanları bir çıkış yolu bulmak için çözüm üretmeye sevk etmiştir. Bu bağlamda bazıları, kendilerine göre güvenilir olmayan ve Müslümanların tefrikaya düşmesine sebebiyet veren hadislerin bütünüyle bırakılması gerektiğini, kurtuluşun yalnızca Kur’an’da olduğunu öne sürmüştür. Söz konusu yaklaşım ülkemizde de oldukça taraftar toplamıştır. Eser bu bakış açısını ayetler üzerinden ele almaktadır. Konunun farklı açılardan değerlendirmeye alındığı eserde, adı geçen akımın ümmetin birliğini sağlamaktan ziyade yeni sorunlar ürettiğine dikkat çekilmektedir.

Kur’an ve Kılıç-Türkler Nasıl Müslüman Oldu

Tufan Gündüz

Yeditepe Yayınevi

Türkler kılıç zoruyla mı Müslüman oldular? Yoksa Allah’ın hidayetiyle mi?  Ya da bu ikisinin dışında bir kültür değişmesi mi yaşandı?  Satuk Buğra Han mı İslam’ın öncüsüydü? Yoksa Deli Dumrul mu? Kuteybe b. Müslim mi başarılıydı, yoksa  Sulu Kağan mı? Tartışmaya bu sorularla başlamak tarihi olayları değerlendirme imkanını ortadan kaldırıyor ama Türklerin eski dinlerini bırakıp, Müslüman oldukları gerçeğini değiştirmiyor. Maveraünnehr’de yükselen kılıç şakırtıları yerini ezan sesine bırakalı neredeyse 1000 yıl oldu. Elinizdeki kitap Türklerin İslamiyet’e girişini, genel tartışmaların uzağında tarihi olayları eğip bükmeden, tarihte intikam veya rekabet sahası yaratmadan anlatıyor.

Kız Kardeşim İçin

Sarah Healy

Pena Yayınları

Mary, Hannah ve anneleri Diane küçük bir sahil motelinde güçlükle yaşıyordur. Tutku dolu, özgür ruhlu ve güzel bir kız olan Mary’nin güçlü bir doğası; kardeşi Hannah’ın ise kocaman bir hayal gücü vardır. Sorunlarla dolu dünyalarında Mary kardeşinin dünyasını prenses hikâyeleri ve maceralarla renklendirmeye çalışır. Ancak anneleri Diane bir araba kazasında hayatını kaybettiğinde Mary’ye borçlarla yüklü motel kalır. Önünde sadece birkaç seçenekle Mary ve Hannah sürprizlerle dolu bir yaşam mücadelesine girer. Daha iyi bir yaşam elde etmek için şehirden şehre dolanırlar. Mary bu yolculuklarda kardeşini korumak için her şeyi yapmaya hazırdır ve aynı zamanda yanında hiçbir zaman söylemek istemediği ama belki de açığa çıkarması gereken büyük bir sırrı da beraberinde götürür. Ancak bu sır onun için aynı zamanda dayanılmaz derecede büyük bir yüktür de.

Çıkış Yok

Taylor Adams

Pena Yayınları

Küçük bir kız bir yabancının kamyonetinde kitlidir. Yardım edecek sizden baika kimse yoktur. Ne yaparsınız? Darby Thorne, hasta annesini görmek için yola çıktığında çetin hava koşullarında ıssız bir dinlenme tesisinde geceyi dört yabancıyla birlikte geçirmek zorunda kalır. Sonra dışarıda park edilen arabalardan birinin içinde kilitli bir kız görür. Hiç sabit telefon yoktur, cep telefonu çekmiyordur ve çocuğu kimin kaçırdığından emin değildir. Bu küçük kız da kimdir? Neden kaçırılmıştır? Ve Darby onu nasıl kurtarabilir? Şaşırtıcı süprizler ve sürekli tırmanan gerilimle, bu ustaca yazılmış romanı son sayfasına gelene kadar elinizden düşüremeyeceksiniz.

Çikolataca Konuşur Musun?

Cas Lester

Genç Timaş Yayınları

Çikolatanın gücünü asla hafife almayın!Jaz, okulun yeni öğrencisi Nadima sınıflarına geldiğinde çok sevinmişti. En sonunda bir sıra arkadaşı olacaktı. Tek sorun Nadima’nın tek kelime bile İngilizce konuşamamasıydı. Nadima Suriye göçmeniydi. Jaz kısa sürede Nadima ile iletişim kurmanın bir yolunu bulur: Çikolata! Jaz, arkadaşları ve ailesiyle ilişkilerinde; disleksi olduğu için de bazı derslerinde zorluklar yaşayıp hatalar yapsa da bu durumu düzeltmek için daima çaba gösteriyor. Nadima ile arkadaşlıklarında onları farklı kılan değil birleştiren şeyler üzerine yöneliyor. Ailesiyle birlikte Suriye’deki iç savaştan botlarla kaçıp İngiltere’de bombalardan ve silahlardan uzakta yeni hayatına uyum sağlamaya çalışan Nadima ve Jaz’ın çok özel dostlukları okuyucuları gülümsetirken bazen de savaş ve mültecilik gibi hassas konular üzerine düşündürecek. Çikolataca Konuşur Musun? Arkadaşlığın dilinin kelimeler değil anlamlar olduğunu ve farklı diller konuşmanın, farklı kültürlerden gelmenin arkadaşlığın önünde engel olmadığını gösteren sımsıcak bir arkadaşlık hikâyesi.

Eşikteki Çocuk

Ebru Güzel

Kırmızı Kedi Yayınevi

Instagram’da tween etiketi yazıldığında yetişkinleştirilmiş, cinselleştirilmiş ve şöhretleştirilmiş yüz binlerce kız çocuğunun paylaşımlarına rastlanır. Bijuteriden bikiniye, dudak parlatıcısından gece uyuma gözlüğüne kadar her bir ürün, cinsiyetçi bir “kız çocuğu kültürü”ne  özgü simgelerle bezelidir. Şöhret şekerine bulanık paylaşımlarla #tween(s),’ “ne çocuk ne ergen” arada sıkışmış; “eşikteki çocuk”tur. Türkiye’de tween fenomen dünyaya oranla çok az, paylaşımlar daha ölçülü; ama fenomen olma arzusu çok yüksek! Keza elinizde tuttuğunuz bu kitap Instaşöhret kimliğinin okullarda da taklit edildiğini ve onun getirdiği sembolik kapitalin özellikle de kolejdeki çocuğun sosyal statüsüne transfer olduğunu bulguluyor! Celebrity-endüstriyel kompleksinin bir ürününe dönüşen ve çocukluğun masumiyetinden koparılarak fetişleştirilen eşikteki çocuğun gösterdiği en üzücü gerçek ise: Çocukluğun yitişidir.

Beyaz Filin Gözyaşları

Ellen Marıe Wiseman

Arkadya Yayınları

Hiç sahip olmadığınız bir sevgiyi özlediniz mi?Dört duvar arasına hapsedilmek nasıl bir duygu bilir misiniz? Benim tanıdığım tek dünya, bu tavan arası. Keşke pencere açık olsaydı da dışarının havasını içime çekebilseydim dediğim ne çok zaman oldu. Bir teleskobum var, dışarıyı ancak bu şekilde görebiliyorum. Anneme göre sokağa çıksam insanlar benden korkarmış. Lanetli, ucube bir çocukmuşum ben. Beyaz Filin Gözyaşları… Yine bir toplumsal olayı konu alan Ellen Marie Wiseman, birbirimizden ne kadar farklı olsak da hissettiğimiz duyguların aynı olduğunu, hayallerimizi yakalamak için mücadeleyi bırakmamamız gerektiğini yürek parçalayan bir dille anlatıyor…

Kumandanı Öldürmek

Haruki Murakami

Doğan Kitap

Hepimiz hiç kimseye açamayacağımız sırlarla yaşıyoruz… Dünya edebiyatının tartışmasız en büyük yazarlarından olan Haruki Murakami’den gerçek bir şaheser… İlmek ilmek örülmüş bir gizem hikâyesi… Kumandanı Öldürmek yalnızlığı bir yük olarak görmeyen, yeri geldiğinde yalnızlığını bir madalya gibi göğsünde taşıyanlar için yazılmış bir roman. Tıpkı bir dağ başında yalnız bir hayat süren, bu yalnız varoluşuyla gizemli bir şeyleri hayatına davet eden roman kahramanı gibi. Bu muhteşem romanı okurken yol arkadaşımız yine müzik olacak… Mozart’ın Don Giovanni’sini, Strauss’un Güllü Şövalye’sini başucu müziğimiz yapacağız. Kumandanı Öldürmek’in gizemli labirentlerinde kaybolurken Fitzgerald’ın Muhteşem Gatsby’sine selam gönderecek, Orwell’ın 1984’ü yazarken inzivaya çekildiği o adayı merak edeceğiz… Ve hepsinden önemlisi “büyülü bir dünya”da yaşadığımızı bir kez daha anlayacağız.

Osmanlı Dünyası-Mekanlar ve Portreler

Önder Kaya

Kronik Kitap

Osmanlı tarihi denince akla evvela fetihler, savaşlar, siyasî ve iktisadî gelişmeler geliyor. Oysa devletin batıdan doğuya kurduğu hâkimiyet sahası düşünülürse, günümüze kadar ulaşmış mekânların ve o mekânlara unutulmaz izler bırakmış pek çok ismin de anılması gerekiyor. Tarih alanında özellikle yazdığı şehir kitaplarıyla bilinen, çalışmalarını mekan araştırmalarıyla, görsel malzemelerle zenginleştiren Önder Kaya, “Osmanlı Dünyası” ile tarihimizin unutulmaz mekânlarını ve ilginç karakterlerini bir araya getiriyor. Kronolojik olarak sıralanmış yazılar, Osmanlı kültür tarihinin önemli detaylarıyla son buluyor. Söğüt’ten Kudüs’e, Edirne’den Bursa’ya kadar hem batıda hem doğuda görseller eşliğinde nefis bir yolculuk yaparken, tek başınıza değilsiniz. Size Merzifonlu Kara Mustafa, Şeytan İbrahim, Deli Hüsrev, Gedik Ahmet, Öküz Mehmet gibi Paşalar, Margaret Fehim Paşa, Zaro Ağa, Cinci Hüseyin Efendi gibi nevi şahsına münhasır isimler de eşlik edecek.

Sıradışı Bir İttihatçı

Doç. Dr. Nevzat Artuç

Timaş Yayınları

Besarya büyük riskler alarak, kendi toplumunun iyiliği ve Türklere rağmen yeni bir Türkiye için İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne üye oldu. Nicolae Iorga Makedonya doğumlu bir Romen olan Besarya Efendi, 1906 yılından itibaren İttihat ve Terakki Cemiyeti içerisinde yer alan ilk Hristiyan’dır. Birinci Dünya Savaşı’na kadar Cemiyet’in bütün faaliyetlerine aktif olarak katılan, Meclis-i Ayan üyeliği ve Nafia Nazırlığı da yapan Besarya Efendi’nin hatıraları II. Meşrutiyet dönemine farklı bir bakış açısıyla ışık tutmaktadır. Hatıraların bir özelliği de Sultan II. Abdülhamid, Sultan V. Mehmed Reşad, Enver, Cemal ve Talat Paşalar ve daha birçok devlet adamı hakkında kapsamlı bilgiler vermesidir. Cemiyet’in üyesi olmasına rağmen olayları dışarıdan bir gözlemci gibi soğukkanlı değerlendirmesi Besarya Efendi’nin anlattıklarını değerli kılmakla birlikte İttihatçılar hakkında kalıplaşmış pek çok önyargının haksızlığını da ortaya koymaktadır.

Misak’ın Aynaları

Fatih Kutluay

Ketebe Yayınları

Misak’ın Aynaları’nda genç bir öykücünün “Anadolu’dan manzaralar” sunduğu söylenebilir ama bu söyleyiş fazlasıyla kestirme ve özensiz bir yorumdan öteye gitmez. Çünkü M. Fatih Kutlubay, bu kitaptaki öykülerinde Ömer Seyfettin’in, Sabahattin Ali’nin, Abbas Sayar’ın hatta Cengiz Aytmatov’un Anadolu’sunu bir pencereden görmeyi başararak dikkate değer bir öykü toplamı ortaya koyuyor. Balkanlar’ı da, Akdeniz’i de Kafkaslar’ı da Karadeniz’i de kuşatan bir mekân ve söylenti haritasından bahsediyoruz. Son yıllarda çok fazla anlatılan kırılgan, naif biraz da romantize edilmiş Anadolu hikâyelerine, aynı anda hem masalsı bir yumuşaklığa hem gerçekçi bir sertliğe sahip olabilen kendine has bir bakış açısı ekliyor Kutlubay. Parlak bir öykücüden yılkı atları, atmaca avları, define arayışları, çingene masalları, Milli Mücadele destanlarıyla örülü dört başı mamur Türkiye hikâyeleri dinlemek fırsatını kim kaçırmak ister ki?

Câhız-Türklerin Faziletleri-Fezâilü’l-Etrak

Ramazan Şeşen

Yeditepe Yayınevi

770-869 yılları arasında yaşayan ünlü Arap edibi, düşünürü Câhiz tarafından yazılan bu kitap, Türk tarihinin en değerli, en eski kaynaklarındandır. Kitapta ünlü Arap, İslam büyüklerinin, kumandanlarının, kitabın yazarının Türklerin askerlikteki kabiliyetleri, ahlakları, fiziki özellikleri hakkındaki gözlemleri, intibaları anlatılır. Kitap 840 yılı civarında Abbasi halifesi Mutasım zamanında yazılmış, sonra başına ilave bir bölüm yazılarak büyük Türk kumandanı, ilim adamı Feth b. Hakan’a (ö.861) takdim edilmiştir. Câhiz gibi kültürlü, mütecessis bir yazarın kaleminden çıkmıştır. Kitabın tercüme metninin başına Câhiz’in hayatı, Câhiz’e kadar İslam dünyasında Türkler hakkında geniş bir giriş, sonuna Câhiz’in diğer eserlerinden bazı pasajların çok gerekli anlamları verilmiştir.

Kâinatın Efendisi Peygamberimizin Hayatı

Salih Suruç

Nesil Yayınları

Günümüzde insanlığın asıl ızdırabı, kâinatın efendisi Hz. Muhammed’i (s.a.) tam manası ile tanımamak, hakiki şahsiyetini bilmemek ve getirdiği hayat bahşeden esaslara aşk ve şevk içinde kucak açmamaktan ileri gelmektedir. Dünyanın manevî sarsıntısı da, sıkıntısı da, anarşi ve huzursuzluk içinde bocalayışı da bundan doğmaktadır. Onu (s.a.) anlamadıkça, sevmedikçe ve hayat bahşeden prensiplerini kendisine rehber edinmedikçe de insanlığın bu sıkıntı, sarsıntı ve buhrandan kurtulması mümkün değildir. İnsanlık onu anlamak zorundadır!

 

 

Devamını oku...

Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Kalem Güzelleri

Serginin girişinde sanatseverleri karşılayan toplu fotoğrafın da çok özel bir değeri ve hikâyesi var. Harf inkılabının ardından yaşayan son hattatların toplu fotoğrafı. Reîsü’l-Hattâtîn Kâmil Efendi (Akdik),  Tuğrakeş İsmâil Hakkı Bey (Altunbezer), hattat ve müzehhib Necmeddin Efendi (Okyay), hattat ve çinkograf Hâmid Bey (Aytaç), hattat Halim Efendi (Özyazıcı), hattat ve hakkâk Halil Efendi. Şehir tarihçisi ve hattat Osman Fevzi Olcay, birlikte Beyazıd’a giderek bir toplu fotoğraf çektirmelerini rica ediyor.  Fotoğrafın arkasına da kimlerin bu fotoğrafta yer aldığını, fotoğrafın çekilme nedenini, hattatlar hakkında bilgileri yazıyor. Sergide fotoğrafın arka yüzündeki yazıyı da göreceksiniz.  Osmanlıca metni Latin harflerine aktarırken ifadeleri bozmadık. Okuyanlar anlamaya çözmeye çalışsınlar istedik. Bu fotoğraf sadece Ekrem Hakkı Ayverdi’nin koleksiyonunda bulunuyor.  Yıldız Holding Sergi Salonu’nda açılan “Ekrem Hakkı Ayverdi’nin Kalem Güzelleri Sergisi”nde bu fotoğrafta yer alan hattatların eserleri de sergileniyor.

 

KO Kitabın Ortası Dergisi Haziran sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Cemil Meriç’in Gören Gözleri

20. yüzyıl Türk düşünce hayatının en parlak yıldızı olarak tanımlanan babanız Cemil Meriç’i, siz nasıl tanımlarsınız?
Cemil Meriç, evvela bir ciddiyet abidesidir. Sonra toplumunun geçmişinin ve hâlinin sorumluluğunu omuzlarında taşıyan insandır. Üçüncü özelliği ömrünün her dakikasını ilme vakfetmiş olmasıdır. Dördüncü özelliği dünya tarihinde gözleri görmeden on iki fikir eseri kaleme almış olan ilk ve son insan olmasıdır. Onun hakkında 400 sayfalık bir kitap kaleme aldım. Cemil Meriç’in bir mucize insan olduğuyla ilgili teferruatlı bilgiyi öğrenmeleri için okurlarımızı o kitabı (Babam Cemil Meriç, İnsan Yayınları, 2018) okumaya davet ediyorum.

KO Kitabın Ortası Dergisi Haziran sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

İnsan, Bazı Zaaflarla Yaratılmıştır

İnsanı tasavvufi bir gözle ele alıyorsunuz. Buradan yola çıkarsak insanı nasıl tanımlarsınız?

Biraz mizahi bir dille ifade edersek ki bu benzetme Hz. Mevlânâ’mıza aittir; “İnsan eşek kuyruğu ve melek kanadı ile dünyaya gelir.” Kuyruğu sallarsak şeytanlara taş çıkartırız, kanatları kullanırsak, meleklere bile yukarıdan el sallarız. Veya biraz daha teknik bir ifadeyle anlatırsak, insan ruh ve beden olarak yaratılmış bir varlıktır ve nefs diye tanımlanan bir yapıda geçici bir varlık sürdürür. Nefs, akıllı fıtrî kanunlar tarafından yönetilen, yarı bağımsız ve kendi kendini düzeltme potansiyeline sahip bir yapıdır. Hayat, Sema mukabelesinde muhteşem bir koreografi ile temsil edildiği gibi baştan bir iniş ve sonrada kişinin kendi çabasıyla bir çıkıştır.

Nitekim esas Sema başlamadan evvel dervişler ayakta bir yürüyüş yaparlar, dairesel bir düzen içinde gerçekleşen “Devr-i Veledi” denen bu yürüyüşün ilk yarısına “Kavs-ı Nüzul” (iniş yayı) denir, Şeyh postuna doğru giden ikinci yarısına ise “Kavs-ı Urûc” (yükselme yayı) denir. Mesnevi-i Şerifin ilk 18 beytinde ise bu yükselmenin niye zaruri olduğu anlatılır. Her insan aslî vatanı olan mutlak birlik yani tevhîd âleminin aşkı ile yanıp tutuşur, “ney” in feryadı bundan kaynaklanır. Psikolojik dille bu duyguya “Aslî tevhîd hasreti” diyebiliriz. Bakın tasavvufun her sözü ve icraatı işte bu ince psikoloji ile doludur.

KO Kitabın Ortası Dergisi Haziran sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Tecrübelerin İzlerine Basarak Daha Doğru Yürüyebiliyoruz

Birçok sufi hikâyeleri yazdınız, Anadolu’ya emekler vermiş isimlerin yaşamlarını edebiyatımıza, sinemaya, dizi filmlere konu edilmesi konusunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Bu romanların, hikâyelerin çoğalmasını umuyorum öncelikle. Ayrıca, çağın iki etkin dili olan roman ve sinema arasındaki ilişkiyi de göz önüne alırsak, filmleştirilmesini çok değerli buluyorum. Dünyanın birçok ülkesinde bu türden hikâyeler sinema filmine dönüştürülüyor, televizyon dizisi haline getiriliyor. Maalesef bizde bu zengin kaynağın henüz farkında değil yönetmenlerimiz. Tabi yapılacak olursa da bunların dikkatle, özenle yapılması gerekiyor. Sahih, otantik özünü bozmadan, sanat yönetmenliğinden tutunuz diyalog yazımına, oyuncu yönetimine kadar son derece titiz davranılması gerekiyor. Bu hazinenin bir gün farkına varılacak elbet. Buna inanıyorum. O kaynaktan içen yönetmenlerimiz, senaristlerimiz inanın dünya sinema ortamına kıymetli filmler sunacak.

KO Kitabın Ortası Dergisi Haziran sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

 

 

Devamını oku...

Okuma Tavsiyeleri

Derde Deva Randevu

Murat Menteş

Dostoyevski’yle sohbet etmeyi kim istemez? Shakespeare’e akıl danışmayı, Fârâbî’yle tanışmayı, Nietzsche’ye sorular sormayı? Derde Deva Randevu, imkânsızı başarıyor. Okuru, zamanda edebî bir yolculuğa çıkarıyor. Kitapta, romancı Murat Menteş’in 11 yazarla yaptığı hayalî söyleşiler yer alıyor. Onlara sorular yöneltiyor Menteş. Cevaplar ise yazarların eserlerinden geliyor. Hakan Karataş’ın sahne sahne çizdiği bu söyleşiler, büsbütün canlılık arzediyor. Hüseyin Rahmi’yi Heybeliada’da, Dostoyevski’yi St. Petersburg’da, Orhan Veli’yi Boğaziçi’nde görüyorsunuz.

İlginç bilgiler ve şaşırtıcı detaylarla yüklü, adeta sihirli bir kitap Derde Deva Randevu. Tecrübeli okura hatırlatmalarda bulunuyor, keşifler yapma imkânı sunuyor. Yeni okurlara ise yazarları ve eserlerini ana hatlarıyla takdim ediyor. Derde Deva Randevu’da diyalog şeklinde kurgulanan metinler, yazarlarla ‘yakınlık’ duygusu veriyor. Soru – cevaplarla ilerleyen kitap yazarların düşüncelerinin nedenlerini anlamayı sağlıyor. Şaşırtıcı, eğlenceli ve etkileyici bir kitap. Öğrenciler ve ömür boyu öğrenmeye devam edenler için ideal… Zincirleme beyin fırtınası! Derde Deva Randevu enteresan, matrak ve bilgi dolu.

Ortaçağ İslam Dünyasında Ekonomik Ekosistem

Ahmet Özdal

Ortaçağ İslam Dünyasında Ekonomik Ekosistem adlı bu çalışma, Ortaçağ İslam medeniyetinin gelişiminde lokomotif rolü üstlenen, ancak araştırmacılar tarafından en fazla ihmal edilen bir çalışma alanı olan ekonominin işleyişi meselesini ele almıştır. Yaklaşık 800 ilâ 1400’lü yıllar arasındaki tüm Eski Dünya bu çalışmanın kapsama alanını oluşturmaktadır. Eserde, bu tarihsel süreç içerisinde ve daha çok İslam coğrafyası merkezinde olmak üzere, endüstriyel altyapı, ticaret yolları sistemi ve iktisadi yapı incelenmektedir. Bu eser, İslam iktisat tarihini İpekyolu çok önemliydi ya da filan Müslüman/Türk hükümdarı ekonomiye çok önem vermekteydi basitliğinden kurtarmayı ve ekonominin gerçekte nasıl işlediğini gerçek manasıyla ortaya koymayı hedeflemektedir.

Bu kitap ayrıca, Ortaçağ İslam dünyasında uzak mesafeler arasında gerçekleşen ve kendi halinde gibi görünün basit ticaret vakaları ile ticari işlem olgularının esasında birbirleriyle ne denli bağlantılı olduklarını göstermesi açısından çok önemlidir. Ortaçağda ticaretin yapısını ve işleyişini de ortaya koyan bu araştırma, şeylerden ziyade bunların arasındaki karşılıklı ilişkileri ve statik enstantanelerden ziyade meydana gelen değişimlerin kalıplarını anlamlandırmaya gayret sarf ediyor.

Türkiye’de ve dünyada kaynaklara ulaşımdan dolayı tercih edilmeyen Ortaçağ İslam Ekonomisi ve Tüccarlar konusunda yaptığı titiz çalışmalarla bilinen Ahmet N. Özdal, takribi 700 kaynağın tetkikiyle ve beş yıllık fasılasız bir araştırmayla ortaya koyduğu bu çalışmasında, genel bir konuyu çok geniş bir zaman ve mekân diliminde, olabildiğince sıra dışı bir bakış açısıyla değerlendirerek kitaplaştırdı.

Kördüğümün Kanatları

Mehtap Altan

“Vicdanınızın kuyusuna, üzüm tanesi gibi tek tek dökülüp; kuyunun dibinde nefsinizi hakikatin şerbeti ile yumanız kadar güzel bir şey yoktur. Ömrünüz boyunca kirpikleriniz de, yüreğiniz de hep ıslaktır ama vuslata gidecek tek köprü olan ölümden utanmaz ve korkmazsınız böylece. Hayata mıknatıs olup; ‘yaşamak için her şey vebaldir’ diyenlerin ömrümü çalmaları belki de bana vuslatı kazandıracaktı.”

Mehtap Altan bugüne dek Türk öyküsünde şiir ve öykünün kesiştiği yerden konuştu. Lirik bir hava ile esti. Büyülü gerçekçiliğin hakikati işaret eden duruşu ile de üslubunu imledi. İmgesi, ruhundan parçaları öyküsüne katarken; o bugüne dek “kutlu yolculuk” adını koyduğu programlarında öyküsünü/yarasını/amacını genç gönüllere üfledi. Şimdi “Kördüğümün Kanatları” adlı yeni kitabı ve on altı öyküsü ile bu tanıdık sıcaklığı çok başka deneyimlerle de anlatmaya soyunuyor. Bir kez daha öykü, imgesine kavuşuyor Mehtap Altan ile…

Taşlar

Claudio Morandini

Küçük İtalyan köyü Sostigno’da her yer taşlarla dolmaktadır. Tarlalarda, sokaklarda, evlerde açıklanamaz bir şekilde ortaya çıkan ve gün geçtikçe sayıları artan taşlar canlı varlıklarmış gibi hareket ederler. Fısıldadıklarını duyanlar bile olmuştur… Jeologlar, taşların bölgedeki yer kabuğu yapısının bir sonucu olduğunu öne sürseler de köyün taşlarla dolmasına bir açıklama getiremezler. Böylece köylüler, inanışları ve tecrübeleri ışığında yaşadıklarını anlamlandırmanın ve taşlarla mücadele etmenin yollarını aramaya başlarlar. Olayların nedeni gibi başlangıç noktası da söylentilere göre değişir. Hayaletlerin ya da kötü ruhların işi midir bu? Yoksa doğa yılların intikamını mı alıyordur? Belki köy halkının sakladığı sırlardır sebebi?

Dino Buzzati’nin günümüzdeki temsilcisi olarak gösterilen Claudio Morandini, tüm bu küçük, sakin, pastoral parçaları alıyor; çokça hayal gücü, doğayla insan arasındaki çatışma ve edebiyatın büyüsüyle harmanlıyor. Claudio Morandini, hayal kurmasını bilen bir yazar. Peri masallarını, efsanelerin hafifliğiyle işleyip, trendlerden bağımsız olarak, berrak ve evrensel hikâyeler yaratan bir ruh. Aslen Aosta Vadisi’nden bu ses, Beckett’e ve Buzzati’ye yakın anlatım stiliyle melez edebiyatın bir temsilcisi.

İsrail Sorunu

Roger Garaudy

Bu kitabı Paris’te 1983 yılında çıkaran yayınevi, İsrail’in Fransa’daki Siyonist lobisi tarafından iflas ettirildi. O günden bugüne kadar da hiçbir yayınevi bu eseri tekrar basmaya cesaret edemedi. Garaudy, bu eserinden 13 yıl sonra İsrail, Mitler ve Terör kitabını yazdı, fakat kimse yayımlamaya cesaret edemediği için, kendi adına bastırdı, haksız yere cezaya çarptırıldı, kitabın satışı ABD ve Avrupa’da yasaklandı.

Bu eser, asla Yahudilere hakaret etmeyen, sadece siyasî Siyonistlerin gizli ve açık bütün emellerini gözler önüne seren, reddedilmez belgelere ve inkârı mümkün olmayan bilgilere dayalı bir dosyadır. Bu kitap, daha 1980’li yılların başında, Irak ve Suriye’nin bölünüp parçalanacağını kesin bir dille haber veriyordu. Yakınlarda Ortadoğu’da gerçekleşecek daha başka bölünmelere de dikkat çekiyordu.

Sonsuz Günbatımı

Furuğ Ferruhzad

1965 yılında yaşamöyküsünü ünlü yönetmen Bertolucci’nin belgesel film yaptığı, şiirleri ve hayatıyla tüm dünyada “biricik” yere sahip adlardan Furuğ Ferruhzad. Kısacık yaşamına rağmen (1935-1967) modern İran şiirinin en parlak temsilcilerindendir Furuğ. Sonuncusu “tamamlanmamış” olmakla birlikte beş şiir kitabıyla önce İran’da sonra tüm dünyada ezilen kadınların sesi olmuş bir şair aynı zamanda.

Sonsuz Günbatımı, Furuğ’un tüm okuyanları etkisi altına alan duyarlılığıyla; insanı, doğayı, zamanı, mekânı derin şiir diliyle sorguladığı şiirlerinden ustalıklı bir seçki. Onat Kutlar ve hem Kutlar’ın hem de Furuğ’un yakın dostu Celal Hosrovşahi’nin seçtikleri şiirler ve ustalıklı çevirileri, şairin şiir dünyasını tüm yoğunluğuyla aktarıyor. Sonsuz Günbatımı hacmen küçük ancak her kelimesi, her dizesiyle zihinlerinizde balyoz etkisi yaratacak bir kitap.

Şişedeki Adam Hiçoğlu’nun Serüvenleri

Feyyaz Kayacan

Türk öykücülüğünün özgün imzalarından Feyyaz Kayacan’ın hikâyesinin başlangıç noktasıdır Şişedeki Adam. Kayacan, kitabın 1957 yılında yayımlanan ilk haline, daha sonra üç öykü daha ilave etmiş, 1969’da Hiçoğlu’nun Serüvenleri adıyla yeniden okura sunmuştur.

Türk öykücülüğünde gerçeküstücü yaklaşımın seçkin örneklerinden oluşan kitabında “gerçeküstücü ruh haliyle” bir dünya yaratır Kayacan. Öyle ki, yıllar sonra yazacağı satırların, öykülerin, romanın tohumlarını eker bu kitabında! Bu sayede gerçek bir gerçeküstü bütünlük yaratır. Feyyaz Kayacan’ın kahramanları ve onların büyülü dünyası, ayaklarınızı yerden kesecek.

Yaşam ve Ölüm Yorgunu

Mo Yan

Mo Yan’ın epik romanı Yaşam ve Ölüm Yorgunu, Mao Zedong’un toprak reformu hareketiyle Çin kırsalının geleneksel düzenini altüst etmesinden yaklaşık iki yıl sonra, 1 Ocak 1950 günü başlıyor. Bu iki yıl boyunca Cehennemin Efendisi Yama, ırgatlarına iyi davranmasıyla nam salmış Ximen Nao’ya, iktidarı yeni ele geçirmiş köylülerin kendisini neden idam ettiklerini itiraf ettirmek için her türlü işkenceyi uyguluyor. Ama Ximen Nao, cehennem ateşinde yakılma cezasını çektikten sonra bile masum olduğu iddiasını sürdürünce Cehennemin Efendisi Yama pes ederek onun eski topraklarına dönmesine izin veriyor.

Ne var ki, Ximen Nao yeniden hayata geldiğinde insan olarak değil eşek olarak doğduğunu anlıyor. Çünkü Cehennemin Efendisi Yama kalpleri kinle dolu ruhların yeniden insan olarak doğmalarını istemiyor ve o ruhları hayvan olarak yeniden dünyaya gönderiyor. Romanın beş bölümü, kahramanımızın altı reenkarnasyonla eşek, boğa, domuz, köpek ve maymun kimliğindeki yaşamlarında, eski ailesinin, dostlarının, rakiplerinin, düşmanlarının yazgısına tanık oluşunu aktarıyor. Ximen Nao son reenkarnasyonunda da şaşırtıcı bir bellek gücüne ve dil öğrenme yeteneğine sahip olan koca kafalı bir oğlan çocuğu olarak dünyaya geliyor. Roman bu farklı kimliklerin bakış açılarından Çin’in çalkantılı tarihindeki son elli yılın öyküsünü dile getiriyor.

Kur’an Üzerine Makaleler

Rudi Paret

Bilimsel araştırmalarının odağına Kur’an’ı koyan Rudi Paret, problematik konuları kendi perspektifinden bakarak eleştirel bir yaklaşımla açıklamaya çalışmıştır. Bu eser, Kur’an metninin ortaya çıktığı ortamı göz önünde bulundurarak ayetlerdeki kastın ne olabileceğini, yani Kur’an pasajlarının tarihsel anlamlarını ortaya koymaya çalışmaktadır. Paralel pasajlar yöntemini kullanarak çalışmalarını derinleştiren Paret, tarihsel eleştiri yöntemini de uygulamak suretiyle bu pasajlara yeni anlamlar yüklemektedir. Büyük Alman şarkiyatçı Rudi Paret’in Kur’an metninin anlaşılmasına dair yayımlanmış makalelerinin bir araya getirildiği bu çalışma, ilim yolcularına ufuk açacaktır.

Said Halim Paşa Külliyatı

Vahdettin Işık

Birinci Dünya Savaşı başladığında Osmanlı’da başbakanlık koltuğuna oturan Said Halim Paşa’nın yeni dünyanın ürettiği sorunlara Müslüman kalarak ürettiği cevaplardan oluşan risaleler. Bu kitapta, Türkiye’nin en özgün entelektüellerinden birinin, çağını anlamak ve karşılaştığı sorunları aşmak için yüz yıl önce dile getirdiği ve bugün de hala geçerliliğini koruyan fikirleri var. II. Meşrutiyet Dönemi düşünce dünyası, “Karşı karşıya kaldığımız sorunları, kendi tarihî mirasımızın imkânlarını seferber ederek mi yoksa Batılılaşarak mı çözebiliriz?” sorusu etrafında şekillenmişti. Said Halim Paşa da hem Batı tecrübesini hem de memleketinin değerlerini bilen bir şahsiyet olarak tartışmaya katılmıştır. Paşa Batı’yı çok iyi bilir çünkü eğitimini Batı’da almıştır. Köklü bir aileden geldiği ve İslâmi bir terbiye aldığı için de buranın düşünce mirasına yabancılaşmamıştır. Nitekim onun bu farklı beslenme kaynakları ile kurduğu irtibat, meseleleri ele alışındaki özgüvenli ve itidalli tutuma doğrudan yansımış bulunmaktadır.

 

Devamını oku...