Okuma Tavsiyeleri

Derde Deva Randevu

Murat Menteş

Dostoyevski’yle sohbet etmeyi kim istemez? Shakespeare’e akıl danışmayı, Fârâbî’yle tanışmayı, Nietzsche’ye sorular sormayı? Derde Deva Randevu, imkânsızı başarıyor. Okuru, zamanda edebî bir yolculuğa çıkarıyor. Kitapta, romancı Murat Menteş’in 11 yazarla yaptığı hayalî söyleşiler yer alıyor. Onlara sorular yöneltiyor Menteş. Cevaplar ise yazarların eserlerinden geliyor. Hakan Karataş’ın sahne sahne çizdiği bu söyleşiler, büsbütün canlılık arzediyor. Hüseyin Rahmi’yi Heybeliada’da, Dostoyevski’yi St. Petersburg’da, Orhan Veli’yi Boğaziçi’nde görüyorsunuz.

İlginç bilgiler ve şaşırtıcı detaylarla yüklü, adeta sihirli bir kitap Derde Deva Randevu. Tecrübeli okura hatırlatmalarda bulunuyor, keşifler yapma imkânı sunuyor. Yeni okurlara ise yazarları ve eserlerini ana hatlarıyla takdim ediyor. Derde Deva Randevu’da diyalog şeklinde kurgulanan metinler, yazarlarla ‘yakınlık’ duygusu veriyor. Soru – cevaplarla ilerleyen kitap yazarların düşüncelerinin nedenlerini anlamayı sağlıyor. Şaşırtıcı, eğlenceli ve etkileyici bir kitap. Öğrenciler ve ömür boyu öğrenmeye devam edenler için ideal… Zincirleme beyin fırtınası! Derde Deva Randevu enteresan, matrak ve bilgi dolu.

Ortaçağ İslam Dünyasında Ekonomik Ekosistem

Ahmet Özdal

Ortaçağ İslam Dünyasında Ekonomik Ekosistem adlı bu çalışma, Ortaçağ İslam medeniyetinin gelişiminde lokomotif rolü üstlenen, ancak araştırmacılar tarafından en fazla ihmal edilen bir çalışma alanı olan ekonominin işleyişi meselesini ele almıştır. Yaklaşık 800 ilâ 1400’lü yıllar arasındaki tüm Eski Dünya bu çalışmanın kapsama alanını oluşturmaktadır. Eserde, bu tarihsel süreç içerisinde ve daha çok İslam coğrafyası merkezinde olmak üzere, endüstriyel altyapı, ticaret yolları sistemi ve iktisadi yapı incelenmektedir. Bu eser, İslam iktisat tarihini İpekyolu çok önemliydi ya da filan Müslüman/Türk hükümdarı ekonomiye çok önem vermekteydi basitliğinden kurtarmayı ve ekonominin gerçekte nasıl işlediğini gerçek manasıyla ortaya koymayı hedeflemektedir.

Bu kitap ayrıca, Ortaçağ İslam dünyasında uzak mesafeler arasında gerçekleşen ve kendi halinde gibi görünün basit ticaret vakaları ile ticari işlem olgularının esasında birbirleriyle ne denli bağlantılı olduklarını göstermesi açısından çok önemlidir. Ortaçağda ticaretin yapısını ve işleyişini de ortaya koyan bu araştırma, şeylerden ziyade bunların arasındaki karşılıklı ilişkileri ve statik enstantanelerden ziyade meydana gelen değişimlerin kalıplarını anlamlandırmaya gayret sarf ediyor.

Türkiye’de ve dünyada kaynaklara ulaşımdan dolayı tercih edilmeyen Ortaçağ İslam Ekonomisi ve Tüccarlar konusunda yaptığı titiz çalışmalarla bilinen Ahmet N. Özdal, takribi 700 kaynağın tetkikiyle ve beş yıllık fasılasız bir araştırmayla ortaya koyduğu bu çalışmasında, genel bir konuyu çok geniş bir zaman ve mekân diliminde, olabildiğince sıra dışı bir bakış açısıyla değerlendirerek kitaplaştırdı.

Kördüğümün Kanatları

Mehtap Altan

“Vicdanınızın kuyusuna, üzüm tanesi gibi tek tek dökülüp; kuyunun dibinde nefsinizi hakikatin şerbeti ile yumanız kadar güzel bir şey yoktur. Ömrünüz boyunca kirpikleriniz de, yüreğiniz de hep ıslaktır ama vuslata gidecek tek köprü olan ölümden utanmaz ve korkmazsınız böylece. Hayata mıknatıs olup; ‘yaşamak için her şey vebaldir’ diyenlerin ömrümü çalmaları belki de bana vuslatı kazandıracaktı.”

Mehtap Altan bugüne dek Türk öyküsünde şiir ve öykünün kesiştiği yerden konuştu. Lirik bir hava ile esti. Büyülü gerçekçiliğin hakikati işaret eden duruşu ile de üslubunu imledi. İmgesi, ruhundan parçaları öyküsüne katarken; o bugüne dek “kutlu yolculuk” adını koyduğu programlarında öyküsünü/yarasını/amacını genç gönüllere üfledi. Şimdi “Kördüğümün Kanatları” adlı yeni kitabı ve on altı öyküsü ile bu tanıdık sıcaklığı çok başka deneyimlerle de anlatmaya soyunuyor. Bir kez daha öykü, imgesine kavuşuyor Mehtap Altan ile…

Taşlar

Claudio Morandini

Küçük İtalyan köyü Sostigno’da her yer taşlarla dolmaktadır. Tarlalarda, sokaklarda, evlerde açıklanamaz bir şekilde ortaya çıkan ve gün geçtikçe sayıları artan taşlar canlı varlıklarmış gibi hareket ederler. Fısıldadıklarını duyanlar bile olmuştur… Jeologlar, taşların bölgedeki yer kabuğu yapısının bir sonucu olduğunu öne sürseler de köyün taşlarla dolmasına bir açıklama getiremezler. Böylece köylüler, inanışları ve tecrübeleri ışığında yaşadıklarını anlamlandırmanın ve taşlarla mücadele etmenin yollarını aramaya başlarlar. Olayların nedeni gibi başlangıç noktası da söylentilere göre değişir. Hayaletlerin ya da kötü ruhların işi midir bu? Yoksa doğa yılların intikamını mı alıyordur? Belki köy halkının sakladığı sırlardır sebebi?

Dino Buzzati’nin günümüzdeki temsilcisi olarak gösterilen Claudio Morandini, tüm bu küçük, sakin, pastoral parçaları alıyor; çokça hayal gücü, doğayla insan arasındaki çatışma ve edebiyatın büyüsüyle harmanlıyor. Claudio Morandini, hayal kurmasını bilen bir yazar. Peri masallarını, efsanelerin hafifliğiyle işleyip, trendlerden bağımsız olarak, berrak ve evrensel hikâyeler yaratan bir ruh. Aslen Aosta Vadisi’nden bu ses, Beckett’e ve Buzzati’ye yakın anlatım stiliyle melez edebiyatın bir temsilcisi.

İsrail Sorunu

Roger Garaudy

Bu kitabı Paris’te 1983 yılında çıkaran yayınevi, İsrail’in Fransa’daki Siyonist lobisi tarafından iflas ettirildi. O günden bugüne kadar da hiçbir yayınevi bu eseri tekrar basmaya cesaret edemedi. Garaudy, bu eserinden 13 yıl sonra İsrail, Mitler ve Terör kitabını yazdı, fakat kimse yayımlamaya cesaret edemediği için, kendi adına bastırdı, haksız yere cezaya çarptırıldı, kitabın satışı ABD ve Avrupa’da yasaklandı.

Bu eser, asla Yahudilere hakaret etmeyen, sadece siyasî Siyonistlerin gizli ve açık bütün emellerini gözler önüne seren, reddedilmez belgelere ve inkârı mümkün olmayan bilgilere dayalı bir dosyadır. Bu kitap, daha 1980’li yılların başında, Irak ve Suriye’nin bölünüp parçalanacağını kesin bir dille haber veriyordu. Yakınlarda Ortadoğu’da gerçekleşecek daha başka bölünmelere de dikkat çekiyordu.

Sonsuz Günbatımı

Furuğ Ferruhzad

1965 yılında yaşamöyküsünü ünlü yönetmen Bertolucci’nin belgesel film yaptığı, şiirleri ve hayatıyla tüm dünyada “biricik” yere sahip adlardan Furuğ Ferruhzad. Kısacık yaşamına rağmen (1935-1967) modern İran şiirinin en parlak temsilcilerindendir Furuğ. Sonuncusu “tamamlanmamış” olmakla birlikte beş şiir kitabıyla önce İran’da sonra tüm dünyada ezilen kadınların sesi olmuş bir şair aynı zamanda.

Sonsuz Günbatımı, Furuğ’un tüm okuyanları etkisi altına alan duyarlılığıyla; insanı, doğayı, zamanı, mekânı derin şiir diliyle sorguladığı şiirlerinden ustalıklı bir seçki. Onat Kutlar ve hem Kutlar’ın hem de Furuğ’un yakın dostu Celal Hosrovşahi’nin seçtikleri şiirler ve ustalıklı çevirileri, şairin şiir dünyasını tüm yoğunluğuyla aktarıyor. Sonsuz Günbatımı hacmen küçük ancak her kelimesi, her dizesiyle zihinlerinizde balyoz etkisi yaratacak bir kitap.

Şişedeki Adam Hiçoğlu’nun Serüvenleri

Feyyaz Kayacan

Türk öykücülüğünün özgün imzalarından Feyyaz Kayacan’ın hikâyesinin başlangıç noktasıdır Şişedeki Adam. Kayacan, kitabın 1957 yılında yayımlanan ilk haline, daha sonra üç öykü daha ilave etmiş, 1969’da Hiçoğlu’nun Serüvenleri adıyla yeniden okura sunmuştur.

Türk öykücülüğünde gerçeküstücü yaklaşımın seçkin örneklerinden oluşan kitabında “gerçeküstücü ruh haliyle” bir dünya yaratır Kayacan. Öyle ki, yıllar sonra yazacağı satırların, öykülerin, romanın tohumlarını eker bu kitabında! Bu sayede gerçek bir gerçeküstü bütünlük yaratır. Feyyaz Kayacan’ın kahramanları ve onların büyülü dünyası, ayaklarınızı yerden kesecek.

Yaşam ve Ölüm Yorgunu

Mo Yan

Mo Yan’ın epik romanı Yaşam ve Ölüm Yorgunu, Mao Zedong’un toprak reformu hareketiyle Çin kırsalının geleneksel düzenini altüst etmesinden yaklaşık iki yıl sonra, 1 Ocak 1950 günü başlıyor. Bu iki yıl boyunca Cehennemin Efendisi Yama, ırgatlarına iyi davranmasıyla nam salmış Ximen Nao’ya, iktidarı yeni ele geçirmiş köylülerin kendisini neden idam ettiklerini itiraf ettirmek için her türlü işkenceyi uyguluyor. Ama Ximen Nao, cehennem ateşinde yakılma cezasını çektikten sonra bile masum olduğu iddiasını sürdürünce Cehennemin Efendisi Yama pes ederek onun eski topraklarına dönmesine izin veriyor.

Ne var ki, Ximen Nao yeniden hayata geldiğinde insan olarak değil eşek olarak doğduğunu anlıyor. Çünkü Cehennemin Efendisi Yama kalpleri kinle dolu ruhların yeniden insan olarak doğmalarını istemiyor ve o ruhları hayvan olarak yeniden dünyaya gönderiyor. Romanın beş bölümü, kahramanımızın altı reenkarnasyonla eşek, boğa, domuz, köpek ve maymun kimliğindeki yaşamlarında, eski ailesinin, dostlarının, rakiplerinin, düşmanlarının yazgısına tanık oluşunu aktarıyor. Ximen Nao son reenkarnasyonunda da şaşırtıcı bir bellek gücüne ve dil öğrenme yeteneğine sahip olan koca kafalı bir oğlan çocuğu olarak dünyaya geliyor. Roman bu farklı kimliklerin bakış açılarından Çin’in çalkantılı tarihindeki son elli yılın öyküsünü dile getiriyor.

Kur’an Üzerine Makaleler

Rudi Paret

Bilimsel araştırmalarının odağına Kur’an’ı koyan Rudi Paret, problematik konuları kendi perspektifinden bakarak eleştirel bir yaklaşımla açıklamaya çalışmıştır. Bu eser, Kur’an metninin ortaya çıktığı ortamı göz önünde bulundurarak ayetlerdeki kastın ne olabileceğini, yani Kur’an pasajlarının tarihsel anlamlarını ortaya koymaya çalışmaktadır. Paralel pasajlar yöntemini kullanarak çalışmalarını derinleştiren Paret, tarihsel eleştiri yöntemini de uygulamak suretiyle bu pasajlara yeni anlamlar yüklemektedir. Büyük Alman şarkiyatçı Rudi Paret’in Kur’an metninin anlaşılmasına dair yayımlanmış makalelerinin bir araya getirildiği bu çalışma, ilim yolcularına ufuk açacaktır.

Said Halim Paşa Külliyatı

Vahdettin Işık

Birinci Dünya Savaşı başladığında Osmanlı’da başbakanlık koltuğuna oturan Said Halim Paşa’nın yeni dünyanın ürettiği sorunlara Müslüman kalarak ürettiği cevaplardan oluşan risaleler. Bu kitapta, Türkiye’nin en özgün entelektüellerinden birinin, çağını anlamak ve karşılaştığı sorunları aşmak için yüz yıl önce dile getirdiği ve bugün de hala geçerliliğini koruyan fikirleri var. II. Meşrutiyet Dönemi düşünce dünyası, “Karşı karşıya kaldığımız sorunları, kendi tarihî mirasımızın imkânlarını seferber ederek mi yoksa Batılılaşarak mı çözebiliriz?” sorusu etrafında şekillenmişti. Said Halim Paşa da hem Batı tecrübesini hem de memleketinin değerlerini bilen bir şahsiyet olarak tartışmaya katılmıştır. Paşa Batı’yı çok iyi bilir çünkü eğitimini Batı’da almıştır. Köklü bir aileden geldiği ve İslâmi bir terbiye aldığı için de buranın düşünce mirasına yabancılaşmamıştır. Nitekim onun bu farklı beslenme kaynakları ile kurduğu irtibat, meseleleri ele alışındaki özgüvenli ve itidalli tutuma doğrudan yansımış bulunmaktadır.

 

Devamını oku...

Okuma Tavsiyeleri

Şehirde Yeni Bir Rüzgâr

Mustafa Uçurum

Şehirde yeni bir rüzgâr başlayacak. Rengi değişecek her şeyin. Yapraklar döne döne kavuşacak toprağa. Şehrin sokakları, kaldırımlar, dilimize takılan türküler bir rüzgârın serinliğine takılacak, hüzün hiç uğramayacak semtimize. Aşk ile gireceğiz sokaklara, çiçekleri aşk ile koklayacağız. Bir düş kuracağız içinde sevmek olan. Şehirler açacak kapılarını aşk ile.

Hayat bir devr-i daim. Ne kadar da hızlı değişiyor her şey. Bir yıldız kayıyor usulca. Bir çocuk yolunu kaybediyor. Bir rüzgâr zamansızca saçlarımı dağıtıyor. Bu mevsimi sevmeli miyim yoksa sevmemeli miyim? Ağaçlar bile yapraklarını terk ediyor. Yapraklar renklerini terk ediyor. Dağ, bayır, dört bir yan rengini kaybediyor. Bu kadar kayıp arasında ben kazanan olmak için sımsıkı sarılıyorum söze.

Arkamda ne kadar ses bırakacağım belli değil. Önümde kaç acı yitip gidecek? Gelişim tuhaftı, gelişim bir acemi ürperti. Eflatun bir ışık var üzerimde. Bu rengi nerden hatırlıyorum bilmiyorum. Dünyanın bütün ezgileri kulağımda. Her köşeden yeni bir ses yükseliyor. Her sesin ayrı bir rengi var bende. Şehirde yeni bir rüzgâr başlayacak, kendine benzetecek hepimizi.

Okyanusun Ötesindeki Yıldızlar

Kimberley Freeman

Hayallerine ulaşmak için ne kadar uzağa gitmeyi göze alabilirsin?

Agnes Resolute en sonunda büyüdüğü kimsesizler yurdundan kurtulacağı için kendini şanslı hissediyordur. Artık amacını gerçekleştirmeye hazırdır. Kuzey İngiltere’nin bu kırsal bölgesinden gidecek ve ailesinden ona kaldığına inandığı tek şeyi yanına alıp annesini bulacaktır. Ona kalan tek şey ise üzerinde tek boynuzlu at motifi olan bir düğmedir…

Tek bir düğmeyle çıkacağı bu yolculuk onun Londra’ya, sonra Paris’e, ardından hiç bilmediği şehirlere gitmesini sağlayacaktır. Peki, kalbinin sesini dinleyerek attığı bu adım onu gerçekten ait olduğu yere götürecek midir? Kimberley Freeman’ın güçlü kaleminden çıkan Okyanusun Ötesindeki Yıldızlar, unutulmaz bir aşk hikâyesini, özgür ruhlara sahip olan kadınları, anneliği ve aitlik duygusunu ele alan bir başyapıt.

Sıra Dışı

Miriam Sipitzer Franklin

Pansy, önceki yaz en yakın arkadaşı Anna’ya söz vermesine rağmen bahar kampına katılmaktan son anda vaz geçti. Bir yardım kampanyası için saçlarını kestirmeye gittiklerinde de durum farklı değildi. Aralarından sadece birisi oradan yeni saçlarıyla ayrılmıştı ve bu kişi Pansy değildi. Fakat Pansy asla bu durumu telafi etme şansı bulamamıştı. Kamptayken, Anna yüksek ateş sonucu menenjit geçirdi ve o günden beri eskisi gibi olamadı.

Artık Pansy’nin tek isteği, tekerlekli sandalyede sesini çıkarmadan oturan, özel eğitim görmesi gereken bir okula giden arkadaşının geri gelmesi. Bu süreçte Pansy Anna’nın her zaman olmasını istediği arkadaşa dönüşebilmek için aradığı fırsat olduğunu fark etti. Bu durum, bazı riskler almak, yeni şeyler denemek pahasına da olsa, Pansy, en yakın arkadaşının muhteşem dönüşü için sıra dışı olmanın peşine düşer. Fakat Pansy’nin yolcuğunun sonunda karşısına çıkan şey, tam olarak umduğu veya istediği şey olmayabilir.

İslâm ve İnsanlığın Geleceği

Roger Garaudy

Bu eser, RogerGaraudy’nin Müslüman olduktan sonra kaleme aldığı, İslâm hakkındaki en özlü eseridir. Bir zamanlar bütün dünyada adından söz ettirmiş, en ünlü sanatçı, yazar, filozof ve dünya liderleriyle görüşmüş, eserleri sayısız dile çevrilmiş, çağımızın en büyük düşünürlerinden biriydi Garaudy.

Bu kitabında, önce Batılılara ve dünya insanlığına, sonra da Müslümanlara seslenir. Batılılara ve insanlığa seslenirken, İslâm’ı bütün yüceliği ve eşsizliğiyle tanıtır ve bu dini onların mutlaka tanımalarını ister. Bu arada dünya entelektüellerine de seslenir ve onlara İslâm’ı en çarpıcı yönleriyle takdim eder.

İslâm âlemine seslenirken de, Müslümanları her bakımdan uyarır, tenkit eder. İslâm’ın geçmiş çağlardaki parıltısına ve ışıltısına bu dini yeniden kavuşturmaları için ne yapmaları gerektiğini onlara söyler. Bu kitap, Roger Garaudy’nin mutlaka okunması gereken eserlerinin en başta gelenlerinden biridir.

Kertenkele

Jose Saramago

Daha fazla gecikmesem iyi olacak. Uzun zamandır bir peri masalı anlatmak istiyordum, ama perilerin devri kapandı, artık kimse onlara inanmıyor, üstelik doğru söylediğimi iddia etsem de bana gülerseniz hiç sanmam. Sonuçta benim sözüme karşı şehrin bir milyon sakinininki var. Öyleyse sandalımızı suya indirelim, kürekler yolunu bulsun.

Cehennem Çiçekleri

Ilaria Tuti

Kendini tehdit altında hissettiği için öldüren bir hayvanın katil olduğunu söyleyebilir misiniz? IlariaTuti’nin ilk haftada 3 baskı yapan, 70.000’den fazla satarak çoksatanlar listesine giren kitabı “Cehennem Çicekleri”, 14 dile çevrildikten sonra şimdi Türkçede! İtalyan Alplerinin ortasında, yaşlı ormanın içinde gözleri oyulmuş bir ceset bulunur. Korkunç cinayetler serisinin ilki gibi görünür. Acaba bir sonraki cinayet ne zaman işlenecektir? Ya da işlenecek midir?

Başkomiser Teresa Battaglia, altmışlarının ortasında, adli profil oluşturma konusunda hayli başarılı bir dedektiftir. Yıllar boyunca verdiği mücadeleler sonunda ekibindeki herkesin sarsılmaz saygısını kazanmıştır. Fakat bir gün ekibe yeni katılan genç dedektife güvenip güvenemeyeceğini kestiremez. Daha da kötüsü kendisine güvenebilecek midir? Hastalığı onu her an yarı yolda bırakabilir ve Teresa bu korkuyla hastalığına yenik düşmeden önce davayı çözmelidir. Peki, hiç var olmamış birini bulmak için ne yapması gerekir? Aradığı kişi gerçekten bir katil midir? Bir polisiye romanı olmasına rağmen okura insan olmak, çocuk kalmak ve saflık üzerine düşündüren, aynı zamanda akıcı bir kurguyla kimsenin elinden bırakamayacağı bir kitap.

Kalp Kalesi: Çanakkale Savaşı Hikâyeleri

Kolektif

Ataların kurduğu veya gördüğü rüya bir milletin geleceğe doğru yürüyüşünün yönünü belirler… İşte bu vatan kuran ve kurtaran rüya, bir milleti kahramanlık, cesaret ve feragat ile pırıl pırıl çevreleyen, önüne hiçbir övgü dolu sıfat yazmadan da söylendiğinde değerini asla yitirmeyen bir gerçeği gösterir: Çanakkale Savaşlarını… Kalp Kalesi, Şeyh Galib’in o muhteşem eseri olan Hüsn ü Aşktan bu yana çok zengin bir imge olarak bize sesleniyor. Bu tamlama, Çanakkale Savaşları’ndan yansıyan bütün çarpıcı imgeleri de içine alabilecek bir derinlikte. Çanakkale bir milletin kalbinin attığı, yıkılmaz bir kale. Elinizdeki eser, işte her açıdan bilinmesi gereken bu büyük zaferin Türk hikâyesine yansıyan yönlerine odaklanıyor.

Endülüs’te Bir Hafta

Rana Demiriz

Manolya, Tarih bölümü son sınıf öğrencisidir. Hayatını eski yazmalara adamış hocasıyla Endülüs alanında çalışıyordur. Yaz tatilinde beklenmedik şekilde kendini Granada’nın incisi Elhamra Sarayı’nda bulur ve sarayda çalışan Mateo ile tanışır. Sarayı gezerken kayboldukları tüneller önce soğuğuyla sonra görkemli teknolojisiyle onları şaşırtır!

Elhamra Sarayı’nı inşa ettiren Sultan Muhammed’in, başkent Kordoba dâhil bütün Endülüs şehirlerini Elhamra’ya dokunulmaması karşılığında teslim etmesinin ardındaki sır, onları on dördüncü yüzyıl Endülüsü’ne götürerek hiç beklenmedik bir yolculuk yaşatır.

Ölüm İlanı

Zhou Haohui

Seçkin bir polis ekibi, hukukun ulaşamadığı suçluları herkesin önünde infaz etmeyi amaçlayan oldukça yetenekli bir dâhinin peşinde. Çin’in en popüler yazarlarının birinden çok sert bir polisiye ve ölümcül bir kedi-fare oyunu. JoNesbo, Se7en ve Hong Kong polisiye sineması seviyorsanız Ölüm İlanı tam size göre bir macera. Saygın bir polis memuru olan Komiser Yardımcısı ZhengHaoming vahşice öldürülüyor. Bu ölüm, Çin’in görkemli Sichuan eyaletinin kalbinde modern bir metropol olan Chengdu’da şok etkisi yaratıyor. Olay örgüsü şöyle gelişiyor:

Haoming on sekiz yıllık çözülmemiş bir cinayet davasına saplanıp kalmıştır. Kendine Erinyeler (Yunan intikam ve ceza tanrıçaları) adını veren biri bu esnada dehşet verici bir manifesto yayımlar. Bu manifesto kötü bir şaka mıdır, yoksa daha büyük olayların habercisi midir? Çok geçmeden halk Erinyeler’in öldürmesi için belli hedefleri göstermeye başlar ve iki gün sonra da Komiser Yardımcısı Zheng ölür. Erinyeler’in şeytani oyunu ise o zaman başlar…

Polis bir ölüm ilanı aracılığıyla katilin sonraki hedefini, hedefin suçlarını ve infaz tarihini belirten kan dondurucu bir not alır. Bu notla hem polise meydan okunmakta hem de polisle alay edilmektedir. İlk kurban herkesin ortasında, hem de müthiş korunurken öldürüldüğünde polisler şaşkına döner. Başka ölüm ilanları da sıradadır. Av başlamıştır. Ölüm İlanı, çok canlı bir kültür ortamında geçen, sürükleyici bir gerilim romanı. ZhouHaohui türün tüm hayranlarınca sevilen şaşırtmacalı ve klişelere ustalıkla yeni bir açı getiren oldukça eğlenceli, eşsiz bir eser yaratmış.

Hayvan Hakları

Jean Claude Nouet

Biri Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansı’nda Fransa temsilcisi, deneyimli bir yargıç, diğeri hayvan sağlığı ve hayvanları koruma üzerine çalışan üniversite hocası bir patolog. Soru-cevap şeklinde ilerleyen keyifli bir sohbet. Güncel tartışmaları yoklayarak, meseleye etik, hukuk ve bilimsellik ekseninde yaklaşan akılcı ve serinkanlı bir yaklaşım. Orta yolcu değil, tam bir ortak yolcu kafası.

Katil ve Aile Babasıyım

Fabio Rubiano

Bana ‘Alejandro, sen iyi birisin’ diyen insanların, iyi birisi olduğumu değil de zayıf karakterli, ezik biri olduğumu söylemek istediklerini biliyorum. Bu kitap, isyancı komünistlerin takip edildiği, işkenceyle sorgulandığı ve bacaklarının kesildiği bir iş yerinde çalışan sıradan bir adam olan Alejandro’nun öyküsü. İyi bir baba olmaya çalışan ve oldukça başarısız bir eş olan Alejandro, şüphelileri ve ailelerini yola getirmek için işyerindeki bu yöntemleri hiç tereddüt etmeden uyguluyor. Fabio Rubiano bu güçlü ve beklenmedik eserinde, lafını esirgemeyen ve apaçık bir şekilde bir katilin anlatısını işliyor. Kimsenin görmezden gelemeyeceği gerçekleri, kısa ve çarpıcı cümleleriyle oldukça sürükleyici bir şekilde anlatan bu eser, Kolombiya gibi karmaşık ve çelişkilerle dolu bir ülkenin görünmeyen yüzünü ortaya çıkarıyor.

Zelil

Batuhan Adıyaman

En sevdiğim şıktır C. Çünkü o şıkların en normalidir, dengedir, ay gibi parlar ortada; hem sağı hem solu aynı anda sevmektir, diğer şıkları küstürmemektir C, birbirine doğru eğimlenen iki ucun eninde sonunda birleşebileceğini düşünmektir…

 

Devamını oku...

Eğitim, Anne Babanın Sorumluluğu Değildir

Pedagog Dr. Adem Güneş ile çocuk eğitiminde doğru bilinen yanlışları, mahremiyet eğitiminin nasıl olması gerektiğini ve ceza yöntemi ile eğitimin kişilik gelişimine etkilerini konuştuk. Dr. Adem Güneş, ceza ile eğitilmiş kişilerde “Kendilik bozukluğu” gelişeceğine dikkat çekiyor.

“Maria Montessori’nin çok güzel bir sözü var; ‘Ne kadar kamçılarsan kamçıla, hiçbir at doğada özgürce koşan atı geçemez.’ Çocuk zarara uğratılmadan, iç motivasyonları geliştirilerek yetiştirilirse o çocuğa dünyanın en kıymetli mirası bırakılmış olur.”

KO Kitabın Ortası Dergisi Mayıs sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Sanat Hayatın İçinde

Kot kumaşları ve eline geçirdiği eski, yeni her türlü maddeyi inanılmaz birer sanat eserine dönüştüren sanatçı Deniz Sağdıç ile eserleri, projeleri, sanat anlayışı ve sanatta varmak istediği noktaları konuştuk. D eniz Sağdıç, “Hikâyemin başından beri herkes için sanat, ulaşılabilir sanat düşüncesindeyim. Sanat ayrıştırılmış bir durum değil aksine hayatın ta kendisidir.” diyor.

“Sanat hayatın içinde, hayatın her alanında, her türlü bakış açısıyla temas etmek zorunda ve bence temas ediyor…”

KO Kitabın Ortası Dergisi Mayıs sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Sinemaya Uyarlanan Kitaplar

Yerli yabancı birçok roman beyaz perdeye taşınma konusunda oldukça başarılı. Sinema tarihine baktığımızda birçok filmin konusunu, kitaplardan aldığını görüyoruz. Başarılarıyla, romanlarını gölgede bırakan filmler ve onlara ilham kaynağı olan harika kitaplardan bazılarını sizler için inceledik.

KO Kitabın Ortası Dergisi Mayıs sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Edebiyatçıların Müze Olan Evleri

Türkiye’de her yıl 18-24 Mayıs tarihleri arasında kutlanan “Müzeler Haftası” kapsamında; Sait Faik Abasıyanık, Necati Cumalı, Rıfat Ilgaz, Kemal Tahir, Mehmet Akif Ersoy, Tevfik Fikret, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Cahit Sıtkı Tarancı ve Ziya Gökalp gibi önemli yazar ve şairlerimizin müzeye dönüştürülen evleri hakkında bilgiler derledik. Türk edebiyatına yön veren ünlü şair ve yazarların doğup büyüdüğü, son yıllarını geçirdiği, yaşadığı ve önemli eserlerini kaleme aldığı müze evleri; kalemlerinden o sözcüklerin, o cümlelerin nasıl ortaya çıktığı, hayatları, kişilikleri konusunda fikir edinmek adına en temel kaynak niteliğini taşıyor.

KO Kitabın Ortası Dergisi Mayıs sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Havadan İlham Alan Kitaplar

Halil Cibran’ın ikinci eseri olma özelliği taşıyan kitap aynı zamanda sanatının gelişiminin de habercisi olma niteliğinde. Eseri iki sayfalık denemeler ve şiirler şeklinde ele alan yazarın anlatımında sergilediği ustalık okuyucuyu derinden etkiliyor. Eserde herkesin aynı şeylere bakıp farklı düşünceler barındırabileceği ve fikir zıtlıkları üzerinde durulmuş. Bunun yanında verilen bilgiler, neye nasıl bakarsan öyle görürsün kavramı üzerinde toplanıyor.

“Gerçek olan şu ki: Biz her zaman kendi habercilerimizdik ve bundan sonra da her zaman kendi habercilerimiz olarak kalacağız. Topladıklarımızın ve toplayacaklarımızın hepsi el değmemiş tarlalarda hayat bulacaklar. Biz tarlalarda; hem çiftçi, hem toplanan, hem toplayanız.”

KO Kitabın Ortası Dergisi Nisan sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

“Almıla Uluer: Oyunculuk Öğrenme İştahımı Açık Tutuyor”

Tiyatroya nasıl başladınız?

Konservatuvar okumak hiç aklımda olan bir şey değildi. Ben hukuk okumak, özellikle de İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni kazanıp avukat olmak istiyordum. Fakat lise birinci sınıfta karşıma bir tiyatro grubu çıktı. Marmaris’te bir tiyatro ekibi yelken kulübümüzün salonunu kullanmak için izin istedi, babam da kabul etti. Ben o sıra antrenman yapıyorum, onlar da salonda çalışıyorlar. Sürekli gözüm takılıyor, bunlar ne yapıyor diye merak ediyorum. Ben bakınıyorum diye ekibin yönetmeni beni çağırdı ve ekibe katılmamı söyledi. Düşündüm, babama sordum o da tamam git bakalım, dedi. Ekibe katıldım ve çok da zevk aldım. Fakat ben tiyatro oyuncusu olacağım demedim.  Lise son sınıfa geldiğimde, deli gibi üniversite sınavına hazırlanıyorum. Hâlâ hukuk okumak istiyorum. O sırada okulda bir tiyatro oyunu hazırlanacak,  edebiyat öğretmenimiz benim daha önce tiyatro oyununda oynadığımı bildiği için sen de oyuna katıl, dedi ve bana başrolü verdi.

KO Kitabın Ortası Dergisi Nisan sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Şair Ruhlu Bir Yazar: Behçet Necatigil

Sürekli Yeniyi Arayan Şair

Necatigil, şairliğinin yanı sıra radyo oyunu, deneme, antoloji, mektup, sözlük ve biyografi yazarı olarak da tanındı. Yerli ve yabancı yazarlardan yirmi iki roman ve hikâyeyi radyo oyununa uyarladı. Sürekli yeniyi arayan, sorgulayan kalemi, gerek içerik bakımından gerekse de biçimsel anlamda geleneksel şiirin yanı sıra Batı şiirinden beslenen yönelimi, dönem dönem değişen üslup denemeleri ile modern Türk şiirinde önemli bir yere sahiptir. Arada biçim yenileştirmelerinden ötürü yadırgandığı olsa da genellikle eleştirmenler tarafından “Tutarlı ve özel bir dünyası olan şair” olarak değerlendirildi. Şair, “Edebiyatımızda İsimler Sözlüğü” adlı antolojisinde kendisini şu sözlerle tanımlıyor:

“Şiirde kırk yılını, doğumundan ölümüne, orta halli bir vatandaşın, birey olarak başından geçecek durumları hatırlatmaya; ev, aile, yakın çevre üçgeninde, gerçek ve hayal yaşantılarını iletmeye, duyurmaya harcadı.”

KO Kitabın Ortası Dergisi Nisan sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...

Dr. Ümit Aktaş: “Hastalıkları Önlemenin Tek Yolu Doğru Beslenmek”

Kürleri ile mutlu bir birey olmanın tarifini bizlere sunan Dr. Ümit Aktaş’ı biraz tanıyabilir miyiz?

Mutluluğun en önemli kriterlerinden birinin içinizdeki potansiyele ulaşma, potansiyelinizi ortaya çıkarmak olduğunu düşünüyorum. Bu anlamda kendimi şanslı hissediyorum. Çok yoğun çalışıyorum ama sevdiğim, değer verdiğim insanları hiç ihmal etmem, etmemeye çalışırım. Çünkü istediğiniz kadar başarılı olun çevreniz sevdiklerinizle sarılı değilse nafile… İçimdeki merak, görme, gezme, anlama, okuma isteği hiç bitmedi. Ben bunların tümüne yaşama sevinci diyorum. Bu anlamda da şanslıyım. Bir de herkes benim nasıl beslendiğimi merak ediyor. Hastalarıma nasıl beslenmelerini öneriyorsam aynen öyle… Hani bir laf vardır; doktorun dediğini yap, yaptığını yapma diye. Bu benim için geçerli değil.

KO Kitabın Ortası Dergisi Nisan sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Devamını oku...