Boynuz Kulağı Geçmezse Sanat Ölür!

İnsanın yaşadığı bölge onun estetik/sanat anlayışını etkiler mi? Etkilerse ne gibi etkileri olur ve bu sanatına ne şekilde yansır?

Bulunduğunuz her coğrafyanın kendine has bir kültürü vardır. Her şeyden önce kendine has bir dili ve edebiyatı vardır. Ben edebiyata çok önem veriyorum ve bulunduğum coğrafyanın edebiyatından çok etkileniyorum. Mesela, İran bir hayal ülkesidir, insanlık tarihine en çok şair vermiş ülkedir. Dil bakımından inanılmaz zengindir. Farsça dili birçok dilden etkilenmiş olsa da inanılmaz bir zenginliğe sahiptir. Dolayısıyla o zenginliğin sağlamış olduğu imkânlarla hayal dünyanızı da istediğiniz gibi yansıtmanız mümkün oluyor. Edebiyat aynı zamanda soyut bir sanat biçimidir.

O nedenle bu soyut atmosferin içerisinde siz hayal dünyanızı çok daha fazla zenginleştirebilirsiniz. Evlerimizde illa ki Mevlana, Sadi-i Şirazi, Baba Tahir-i Uryan vardı. Bunların her biri farklı dönemlerden çok kıymetli şairler. Biri Safavi döneminde yaşamış biri Zendiye döneminde biri Selçuklu döneminde yaşamış biri Moğolları yaşamış… Dolayısıyla onların eserlerini okuduğumuzda hem o dönemlerin atmosferlerini hissedebiliyoruz hem de onların aşklarına, hüzünlerine ve hayal güçlerine şahitlik edebiliyoruz. Hepsinin de etkisinde kalıyoruz.

Örneğin şuan Türkiye’de yaşıyorum ve buradan buranın sanat anlayışından, edebiyatından etkilenmiş oluyorum. Yunus Emre’den tutun Mevlana’ya günümüz şairlerinden Atilla İlhan’a, Nazım Hikmet’ten Mehmet Akif Ersoy’a… Dolayısıyla da bunların hepsi ağır ve ciddi temeller üzerine kurulmuş bir kültürün meyveleridir. Bunlarla yaşadığınız takdirde illa ki size bir şeyler katıyordur. Kattıklarını da siz eserlerinize yansıtmış oluyorsunuz. Bu durum benim çok hoşuma gidiyor. Yaşadığım, bulunduğum ülkelerinden kültürlerinden beslenir, gelenek ve göreneklerinden etkilenirim. Ayrıca bu kötü bir şey değil bilakis çok önemli değerli bir şeydir.

Bu yazıyı paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir