İnsan, Bazı Zaaflarla Yaratılmıştır

İnsanı tasavvufi bir gözle ele alıyorsunuz. Buradan yola çıkarsak insanı nasıl tanımlarsınız?

Biraz mizahi bir dille ifade edersek ki bu benzetme Hz. Mevlânâ’mıza aittir; “İnsan eşek kuyruğu ve melek kanadı ile dünyaya gelir.” Kuyruğu sallarsak şeytanlara taş çıkartırız, kanatları kullanırsak, meleklere bile yukarıdan el sallarız. Veya biraz daha teknik bir ifadeyle anlatırsak, insan ruh ve beden olarak yaratılmış bir varlıktır ve nefs diye tanımlanan bir yapıda geçici bir varlık sürdürür. Nefs, akıllı fıtrî kanunlar tarafından yönetilen, yarı bağımsız ve kendi kendini düzeltme potansiyeline sahip bir yapıdır. Hayat, Sema mukabelesinde muhteşem bir koreografi ile temsil edildiği gibi baştan bir iniş ve sonrada kişinin kendi çabasıyla bir çıkıştır.

Nitekim esas Sema başlamadan evvel dervişler ayakta bir yürüyüş yaparlar, dairesel bir düzen içinde gerçekleşen “Devr-i Veledi” denen bu yürüyüşün ilk yarısına “Kavs-ı Nüzul” (iniş yayı) denir, Şeyh postuna doğru giden ikinci yarısına ise “Kavs-ı Urûc” (yükselme yayı) denir. Mesnevi-i Şerifin ilk 18 beytinde ise bu yükselmenin niye zaruri olduğu anlatılır. Her insan aslî vatanı olan mutlak birlik yani tevhîd âleminin aşkı ile yanıp tutuşur, “ney” in feryadı bundan kaynaklanır. Psikolojik dille bu duyguya “Aslî tevhîd hasreti” diyebiliriz. Bakın tasavvufun her sözü ve icraatı işte bu ince psikoloji ile doludur.

KO Kitabın Ortası Dergisi Haziran sayısını Turkcell Dergilik uygulamasından keyifle okuyabilirsiniz!

Bu yazıyı paylaş

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir